Fındık tarımı, Türkiye’nin özellikle Karadeniz Bölgesi için önemli bir ekonomik faaliyettir. Ancak son yıllarda fındık üreticileri, zararlı böceklerden biri olan kahverengi kokarca (Halyomorpha halys) nedeniyle ciddi verim kayıpları yaşamaktadır. Asya kökenli bu istilacı tür, hızla yayılmakta ve fındık başta olmak üzere birçok tarımsal ürüne zarar vermektedir. Bu yazımızda kahverengi kokarca hakkında detaylı bilgiler, fındık üzerindeki etkileri ve mücadele yöntemleri ele alınacaktır.
Kahverengi Kokarca Nedir?
Kahverengi kokarca, Hemiptera (Yarımkanatlılar) takımına ait bir böcek türüdür. İlk olarak Asya’da görülen bu zararlı, küresel ticaretin etkisiyle Avrupa ve Amerika kıtalarına yayılmıştır. Türkiye’de ise son yıllarda özellikle Karadeniz Bölgesi’nde hızla artış göstermiştir.
Biyolojik Özellikleri ve Yaşam Döngüsü
Erginler, kış aylarını ağaç kabukları, yaprak altları ve bina çatlakları gibi korunaklı alanlarda geçirir.
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte bahar aylarında aktif hale gelirler.
Dişi bireyler yaprak altlarına 20-30’lu gruplar halinde yumurta bırakır.
Nimfler (genç bireyler) beş farklı evre geçirerek olgunlaşır.
Yılda bir ila iki döl verebilirler, ancak uygun iklim koşullarında daha fazla üreme gösterebilirler.
Kahverengi Kokarcanın Fındık Üzerindeki Zararları
Bu zararlı, özellikle meyve ve yapraklarda beslenerek fındık üretiminde ciddi ekonomik kayıplara neden olur.
Doğrudan Zararlar:
Fındık meyvesinin iç kısmını emerek kahverengi lekeler oluşturur.
Meyvede deformasyona neden olarak kalitesini düşürür.
Erken meyve dökülmesine yol açarak verimi azaltır.
Dolaylı Zararlar:
Bitkide strese neden olarak gelişimi olumsuz etkiler.
Hasat sonrası depolama sürecinde kalite kaybına yol açabilir.
Ticari anlamda fındığın piyasa değerini düşürür.
Kahverengi Kokarca ile Mücadele Yöntemleri
Kahverengi kokarca istilasının kontrol altına alınabilmesi için entegre mücadele yöntemleri uygulanmalıdır. Bu kapsamda hem kimyasal hem de biyolojik ve kültürel yöntemler tercih edilebilir.
1. Kimyasal Mücadele
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylı insektisitler kullanılabilir.
İlaçlama genellikle Mayıs-Haziran ve Ağustos-Eylül aylarında önerilmektedir.
Kimyasal mücadelede, çevreye zarar vermeyecek dozajda ve bilinçli uygulama büyük önem taşır.
2. Biyolojik Mücadele
Kahverengi kokarcanın doğal düşmanları olan samuray arısı (Trissolcus japonicus) gibi parazitoitler kullanılmaktadır.
Yırtıcı böcekler ve kuşlar da popülasyonun azaltılmasında rol oynayabilir.
3. Kültürel Mücadele
Kışlama alanları tespit edilerek ergin bireyler toplanmalı ve yok edilmelidir.
Fındık bahçelerinde düzenli budama yapılarak hava sirkülasyonu artırılmalıdır.
Feromon tuzakları kullanılarak zararlının popülasyonu takip edilmelidir.
Erken teşhis için düzenli tarla kontrolleri yapılmalıdır.
Sonuç
Kahverengi kokarca, fındık tarımı için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Ancak doğru mücadele yöntemleri ile bu zararlının etkisi minimize edilebilir. Entegre mücadele stratejileri uygulanarak, hem çevreye duyarlı hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir çözümler sağlanabilir. Üreticilerin bilinçli olması ve uzmanlarla iş birliği yapması, fındık verimliliğini korumak adına kritik bir öneme sahiptir.
Fındık üreticilerinin bu konuda önlem alması ve zararlının yayılımını engellemek için gereken tedbirleri uygulaması, sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Tenuazonic Acid (TEA) ile İlgili RASFF Bildirimi ve Önlemler
28 Şubat 2025 tarihinde Avrupa Birliği Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) tarafından yayınlanan bir bildirime göre, Türkiye’den ihraç edilen fındıklarda şirket iç kontrol testlerinde yüksek miktarda Tenuazonic Acid (TEA) tespit edilmiştir. Mevcut yasal limit 100 µg/kg (ppb) olarak belirlenmişken, yapılan analizlerde 580 ± 230 µg/kg (ppb) değerinde TEA tespit edilmiştir. Bu durum, belirlenen maksimum kalıntı limitinin (MRL) oldukça üzerinde bir seviyeye işaret etmektedir. Alınan aksiyon kapsamında, ilgili ürünlerin göndericiye iade edilmesine karar verilmiştir.
Bu olay, gıda güvenliği açısından önemli bir risk teşkil etmekte olup, üretici firmaların mikotoksin kontrollerine daha fazla önem vermesi gerektiğini göstermektedir.
Tenuazonic Acid (TEA) Nedir?
Tenuazonic Acid (TEA), Alternaria türü küfler tarafından üretilen bir mikotoksindir. Alternaria toksinleri, tarımsal ürünlerde doğal olarak bulunabilen ve insan sağlığı açısından risk taşıyan toksik bileşiklerdir. TEA, özellikle tahıllar, meyveler, sebzeler, yağlı tohumlar ve kuruyemişlerde tespit edilebilmektedir.
Tenuazonic Acid (TEA) Nasıl Oluşur?
TEA, Alternaria küflerinin geliştiği sıcak ve nemli koşullarda oluşur. Depolama sırasında yetersiz havalandırma, yüksek sıcaklık ve nem oranı gibi faktörler, küf oluşumunu teşvik eder ve toksin seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Ayrıca, hasat sonrası kötü kurutma ve depolama şartları, TEA kontaminasyonunu artırabilmektedir.
Tenuazonic Acid (TEA) Önleme Yolları
TEA oluşumunu önlemek için alınabilecek önlemler şunlardır:
İyi Tarım Uygulamaları (GAP): Tarımsal üretim sırasında Alternaria küflerinin oluşumunu önlemek için uygun sulama ve gübreleme teknikleri kullanılmalıdır.
Hasat ve Kurutma: Ürünler hasat sonrası hızlı bir şekilde kurutulmalı ve uygun koşullarda saklanmalıdır.
Depolama Koşulları: Düşük sıcaklık ve düşük nem seviyeleri sağlanarak küf gelişimi engellenmelidir.
Düzenli Analizler: TEA ve diğer mikotoksinlerin kontrolü için düzenli laboratuvar testleri yapılmalıdır.
Etkili Nakliye ve Dağıtım: Ürünlerin uygun koşullarda taşınması sağlanmalıdır.
Kalite Yönetim Sistemleri: ISO 22000, HACCP gibi gıda güvenliği sistemleri uygulanmalıdır.
Tenuazonic Acid (TEA) Hangi Mevzuatlarda Geçiyor?
TEA ile ilgili düzenlemeler Avrupa Birliği ve uluslararası mevzuatlarda şu şekilde yer almaktadır:
Avrupa Birliği Mevzuatı: Avrupa Komisyonu, Alternaria toksinlerine dair limit değerler belirleyerek bu toksinlerin gıda ürünlerindeki miktarlarını kontrol altına almaktadır.
Bu olay, gıda işletmelerinin TEA ve diğer mikotoksinler konusunda daha hassas davranması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Üreticilerin, ihracat süreçlerinde yaşanabilecek olası geri çekmelerin ve ticari kayıpların önüne geçebilmesi için etkin gıda güvenliği yönetim sistemlerini uygulamaları kritik öneme sahiptir.
Avrupa Birliği’nin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) (Origin Türkiye) aracılığıyla 2025 Şubat ayında gönderilen bildirimler, gıda güvenliği alanında dikkate alınması gereken önemli noktaları ortaya koyuyor. Toplam 43 bildirim içeren rapor, en çok hangi tehlikelerin görüldüğünü ve hangi ürün gruplarının etkilendiğini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Tespit Edilen Gıda Tehlikeleri
RASFF raporuna göre Şubat ayında en fazla bildirilen gıda güvenliği riskleri şu şekilde sıralandı:
Pestisit kalıntıları: 15 bildirim
Aflatoksin: 12 bildirim
Alerjen bildirimi: 6 bildirim
Salmonella: 4 bildirim
Ochratoxin A: 3 bildirim
Diğer tehlikeler: Tenuazonic acid, akrilamid ve E107 renklendiricisi
Pestisit kalıntıları, túze meyve ve sebzelerde en yaygın görülen problem olarak öne çıkıyor. Pestisit kullanımının kontrol altında tutulmaması, insan sağlığı için ciddi riskler oluşturabiliyor.
Aflatoksin kontaminasyonu, özellikle kuruyemiş ve tahıl gruplarında belirlenen bir sorun olarak dikkat çekiyor. Uygun depolama koşullarına uyulmaması, bu toksinin yayılmasına neden oluyor.
Alerjen bildirimi, ürün içeriklerinin tüketicilere doğru şekilde beyan edilmediğini gösteriyor. Özellikle süt, yer fıstığı ve gluten gibi yaygın alerjenlerin etiketlerde doğru şekilde belirtilmesi büyük önem taşıyor.
Salmonella kontaminasyonu, başta hayvansal gıdalar olmak üzere gıda kaynaklı enfeksiyonların önemli bir nedeni olarak raporlandı.
En Çok Bildirim Yapılan Ülkeler
RASFF verilerine göre Şubat ayında en çok bildirimde bulunan ülkeler şunlar oldu:
Almanya: 12 bildirim
İtalya: 8 bildirim
Bulgaristan: 5 bildirim
Yunanistan: 4 bildirim
Fransa ve Hollanda: 3’er bildirim
Almanya ve İtalya’nın listede başı çekmesi, bu ülkelerin gıda denetim mekanizmalarının aktif çalıştığını gösteriyor olabilir. Bununla birlikte, Avrupa pazarında yoğun ticaret yapan bu ülkeler, ithal gıdaların kontrollerinde daha fazla vaka tespit edebiliyor.
Riskli Gıda Kategorileri
Şubat ayında bildirilen gıda güvenliği sorunları, belirli ürün gruplarında yoğunlaşıyor:
Meyve ve sebzeler: 22 bildirim
Kuruyemiş, tohum ve benzeri ürünler: 11 bildirim
Şekerleme ürünleri: 4 bildirim
Baharatlar: 3 bildirim
Kakao, kahve ve çay ürünleri: 2 bildirim
Bu veriler, tüketicilerin ve gıda üreticilerinin meyve ve sebzelerde pestisit kalıntılarına, kuruyemişlerde aflatoksine ve baharatlarda mikotoksin bulaşına karşı özellikle dikkat etmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Gıda Güvenliği Konusunda Alınması Gereken Önlemler
RASFF bildirimleri, gıda zincirinin tüm aşamalarında dikkat edilmesi gereken noktaları ortaya koyuyor. Üreticiler, tüaret zincirleri ve tüketiciler için öneriler şunlardır:
🔹 Çiftçiler ve gıda üreticileri pestisit kullanımını en aza indirgemeli ve doğru tarım uygulamalarını benimsemelidir. 🔹 Kuruyemiş ve tahıl sektöründeki işletmeler uygun depolama koşulları ile aflatoksin ve ochratoxin bulaşını engellemelidir. 🔹 Gıda işleyicileri ve satıcılar tüketicilere doğru etiketleme yaparak alerjen bilgilerini eksiksiz sunmalıdır. 🔹 Tüketiciler, pestisit riski taşıyan gıdalara karşı dikkatli olmalı ve gıdaları iyi yıkayarak tüketmelidir.
Sonuç
Şubat ayı RASFF bildirimleri, gıda güvenliğinin her aşamada dikkatle ele alınması gereken kritik bir konu olduğunu gösteriyor. Pestisit kalıntıları ve aflatoksin gibi kimyasal riskler, gıda zincirinin tüm aşamalarında denetim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesini gerektiriyor. Gıda sektöründeki tüm paydaşların bu raporları dikkate alarak harekete geçmesi, güvenli bir gıda zinciri oluşturmak için kritik bir adım olacaktır.
Gıda üretim tesislerinde haşere kontrolü, ürün güvenliğini sağlamak ve işletme hijyenini korumak için hayati öneme sahiptir. BRCGS Food Standardı, haşere yönetimi konusunda detaylı gereklilikler sunarak işletmelerin sistematik ve etkin bir kontrol mekanizması kurmasını zorunlu kılar. Bu yazıda, BRCGS Food Standardı Madde 4.14 ve alt maddeleri kapsamlı şekilde ele alınacaktır.
Tüm tesisler, haşere riskini en aza indirecek ve herhangi bir istilaya karşı hızlı aksiyon alacak kaynaklara sahip olmalıdır. Haşere yönetimi programları, yürürlükteki tüm mevzuatlara uygun olarak oluşturulmalıdır.
2. Haşere Tespiti ve Müdahale (Madde 4.14.1)
Bir haşere aktivitesi tespit edilirse, bu durum ürünlere, girdilere veya paketleme malzemelerine bulaşma riski oluşturmamalıdır. İstila durumu, kayıt altına alınarak etkin bir haşere yönetim programının parçası olarak ele alınmalıdır. Bir istilanın meydana geldiği durumlarda, bu açıkça belgelenmeli ve etkili bir şekilde yönetilmelidir. Haşere faaliyetiyle ilgili herhangi bir ürün, hammadde veya ambalaj, tesisin uygun olmayan ürün işlemlerine tabi tutulmalıdır.
3. Haşere Yönetimi Sorumlulukları (Madde 4.14.2-4.14.3)
Tesis, yetkili bir haşere yönetim firması ile sözleşme yapmalı veya kendi bünyesinde eğitimli personelle haşere kontrolünü sağlamalıdır.
Kontrol sıklığı, risk değerlendirmesi ile belirlenmeli ve değişiklikler (bina değişimi, önemli haşere vakaları) durumunda gözden geçirilmelidir.
Eğer tesis kendi haşere yönetimini üstleniyorsa, kimyasal kullanımı ve haşere kontrol teknikleri konusunda yetkin bir personele sahip olmalıdır.
4. Haşere Yönetimi Dokümantasyonu (Madde 4.14.4)
Her tesis, haşere yönetimi ile ilgili tüm faaliyetleri dokümante etmeli ve aşağıdaki bilgileri içermelidir:
Haşere izleme ve kontrol cihazlarının yerlerini tanımlayan güncel bir saha planı. Bu plan periyodik olarak, örneğin yıllık olarak veya site değişiklikleri olduğunda gözden geçirilmelidir
Sahadaki yem türlerinin ve izleme cihazlarının tanımlanması (örneğin numaralandırılmış bir liste)
saha yönetimi ve yüklenici için açıkça tanımlanmış sorumluluklar. Bu, iletişim yöntemlerini, aday gösterilen saha ve yüklenici personeli için iletişim bilgilerini ve gözden geçirme toplantılarının ne zaman yapılacağına dair tarihleri içermelidir
Kullanılan haşere kontrol ürünlerinin detayları ve güvenli ve etkili kullanımları için talimatlar
gözlemlenen herhangi bir haşere aktivitesinin kayıtları
Gerçekleştirilen haşere kontrol faaliyetlerinin detayları.
5. Yem ve Tuzak Yönetimi (Madde 4.14.5-4.14.6)
Yem istasyonları, ürün bulaşma riskini önleyecek şekilde yerleştirilmeli ve düzenli bakımı yapılmalıdır. Eksik yem istasyonları veya eksik kemirgen kontrol cihazları kaydedilmeli ve araştırılmalıdır. Yem istasyonunun bulunmama nedenine bağlı olarak ek işlem yapılması gerekebilir; Örneğin, ürün için herhangi bir risk bulunmadığından ve herhangi bir haşere faaliyetinin uygun şekilde yönetildiğinden emin olmak için.
Toksik kemirgen yemleri, açık ürün bulunan alanlarda kullanılmamalıdır.
Feromon tuzakları ve diğer izleme cihazları stratejik noktalara yerleştirilerek düzenli kontrolleri sağlanmalıdır. Ekipmanlar tamamen çalışır durumda olmalıdır.
6. Kuş Kontrolü ve Yapısal Önlemler (Madde 4.14.7)
Tesis, kuşların binalara girmesini veya yükleme/boşaltma alanlarında yuvalanmasını önleyecek önlemleri almalıdır. Bu, fiziksel bariyerler ve caydırıcı sistemlerle sağlanabilir.
7. Acil Durum Planı ve Ürün Koruma (Madde 4.14.8)
Haşere aktivitesi durumunda, risk altındaki ürünlerin belirlenmesi ve bulaşmayı önlemek için acil aksiyon planı uygulanmalıdır. Olası etkilenen ürünler, uygun olmayan ürün prosedürüne tabi tutulmalıdır.
8. Haşere Yönetimi Kayıtları ve Denetim (Madde 4.14.9-4.14.11)
Haşere önleme ve hijyen tavsiyeleri kayıt altına alınmalı ve önerilen iyileştirmeler zamanında uygulanmalıdır.
Yılda en az bir kez, bir haşere yönetimi uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.
Haşere yönetimi trendleri analiz edilmeli ve olası riskler belirlenmelidir.
9. Çalışanların Farkındalığı (Madde 4.14.12)
Çalışanlar, haşere aktivitesine dair belirtileri tanıyabilmeli ve ilgili yöneticilere durumu raporlamaları gerektiğinin bilincinde olmalıdır.
Sonuç
BRCGS Food Standardına uygun bir haşere yönetimi programı, yalnızca düzenli kontrolleri içermekle kalmaz; aynı zamanda çalışan eğitimi, detaylı dokümantasyon ve hızlı müdahale prosedürlerini de kapsar. Gıda güvenliğini tehdit eden unsurları en aza indirmek için işletmelerin bu gereklilikleri eksiksiz yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır.
Gıda fabrikalarında sık rastlanan haşereler şunlardır:
1. Kemirgenler
Fareler (Mus musculus): Küçük, çevik ve dar alanlara girebilirler. Gıda kontaminasyonuna neden olurlar.
Sıçanlar (Rattus spp.): Daha büyük ve güçlüdürler, gıda kaynaklarını hızla tüketebilir ve kablo gibi malzemeleri kemirerek zarara yol açabilirler.
2. Hamamböcekleri
Alman Hamamböceği (Blattella germanica): Küçük ve hızlı üreyen bir türdür, mutfaklarda ve gıda üretim alanlarında sıklıkla bulunur.
Amerikan Hamamböceği (Periplaneta americana): Daha büyük bir türdür, genellikle kanalizasyon sistemleri ve sıcak, nemli alanlarda yaşar.
3. Uçan Haşereler
Meyve Sinekleri (Drosophila spp.): Çürümüş meyve ve sebzelerin olduğu alanlarda görülürler.
Karasinekler (Musca domestica): Mikropları gıdalara bulaştırabilirler, genellikle atık ve pis alanlarda çoğalırlar.
Tatarcıklar (Phlebotomus spp.): Nemli ortamlarda ve organik atıkların bulunduğu yerlerde üreyebilirler.
4. Depo Zararlıları
Un Kurdu (Tenebrio molitor): Un, tahıl ve kuru gıda ürünlerine zarar verir.
Kırmızı Un Biti (Tribolium castaneum): Un ve tahıl ürünlerinde sık görülür, üretim tesislerinde ciddi kontaminasyon riski taşır.
Pirinç Biti (Sitophilus oryzae): Pirinç, buğday, mısır gibi tahıllarda görülür ve stoklanmış gıdalara zarar verir.
Tütün Böceği (Lasioderma serricorne): Baharat, tütün ve kuru gıdalara zarar verebilir.
5. Karıncalar
Fırın Karıncası (Monomorium pharaonis): Küçük yapıları sayesinde makinaların içine ve gıda depolarına kolayca girerler.
Siyah Bahçe Karıncası (Lasius niger): Şekerli gıdalara yönelirler ve büyük koloniler oluşturabilirler.
6. Örümcekler ve Akrepler
Örümcekler: Doğrudan gıdaya zarar vermezler ama ağları, gıda üretim hijyeni için risk oluşturabilir.
Akrepler: Gıda fabrikalarında nadiren görülse de, nemli ve karanlık bölgelerde saklanabilirler.
Avrupa Komisyonu, UV İşlem Görmüş Un Kurtları Tozunun Piyasaya Sürülmesine Onay Verdi
Brüksel, 20 Ocak 2025 – Avrupa Komisyonu, UV işlem görmüş tam Tenebrio molitor larvalarının (sarı un kurdu) toz formunun yeni gıda olarak piyasaya sürülmesini onayladı. Bu onay, termal işlemden geçirilmiş ve öğütülmüş sarı un kurdu larvalarından elde edilen UVB ışınlarına maruz kalmış toz için geçerli olacak.
Onay için başvuruda bulunan ve onaylanan firmanın yaptığı anket sonuçlarına göre, UVB ışınlarına maruz kalmış toz ile elde edilen kurabiye, ekmek ve çikolatalı kekin, bu toz ile elde edilmeyen ürünlerle lezzet açısından aynı olduğunu iddia etmektedir.
Yeni onay, sarı un kurdunun gıda bileşeni olarak Avrupa pazarına girişini resmileştiriyor. Daha önce göçmen çekirge, ev cırcır böceği, Alphitobius diaperinus gibi çeşitli böcek türleri için de benzer onaylar verilmişti.
Böcekler Neden Gıda Olarak Onaylanıyor?
Avrupa Birliği’nin Yeni Gıda Yönetmeliği, 15 Mayıs 1997’den önce AB’de önemli ölçüde tüketilmeyen gıdaların piyasaya sürülmesi için özel bir onay süreci gerektiriyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından yapılan bilimsel değerlendirmeler sonucunda, bu gıdaların insan sağlığı açısından güvenli olduğu doğrulanıyor.
Sarı un kurdu için alınan onay da bu sürecin bir parçası olup, ilgili gıda işletmecisinin başvurusu ve EFSA’nın olumlu bilimsel değerlendirmesi sonucunda verildi.
Böcek Tüketimi Güvenli mi?
Komisyon yetkilileri, tüm yeni gıdalar gibi böcek bazlı ürünlerin de titiz bir bilimsel değerlendirmeye tabi tutulduğunu belirtiyor. EFSA’nın değerlendirmesine göre, UV işlem görmüş Tenebrio molitor tozu önerilen kullanım şekilleriyle tüketici sağlığı açısından güvenli kabul edildi.
Ancak, bazı tüketiciler için alerjen riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Özellikle kabuklu deniz ürünlerine, toz akarlarına veya yumuşakçalara alerjisi olan bireylerde çapraz reaksiyon riski bulunuyor. Bu nedenle, etiketleme yönetmeliği kapsamında alerjen uyarılarının zorunlu olacağı bildiriliyor.
Böcek Bazlı Ürünler Çevreye Katkı Sağlıyor
Böceklerin gıda olarak kullanımı AB’nin Yeşil Mutabakat ve Çiftlikten Çatala Stratejisi’nin hedefleriyle de uyumlu. BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, böcek bazlı protein kaynakları sürdürülebilir beslenmeye katkı sağlıyor. Geleneksel hayvancılığa kıyasla daha az su ve arazi kullanımı gerektiren böcek üretimi, karbon ayak izini de önemli ölçüde azaltıyor.
Ekonomik Etkiler ve Gelecek Beklentileri
Böcek bazlı gıdalar şu anda Avrupa pazarında niş bir segment oluşturuyor. Ancak, böceklerin yüksek besin değeri ve çevresel avantajları nedeniyle sektörde büyüme potansiyeli bulunuyor. Avrupa Komisyonu, gelecekte daha fazla böcek türünün gıda olarak onaylanabileceğini belirtiyor. Halihazırda, EFSA değerlendirme sürecinde olan beş farklı böcek türü için başvurular devam ediyor.
Yeni düzenleme ile böcek bazlı gıdaların Avrupa pazarında yaygınlaşması ve sürdürülebilir protein kaynaklarına olan ilginin artması bekleniyor.
Avrupa’da yeni gıda düzenlemeleri kapsamında onaylanan böcekler
Gıdalarda Raf Ömrü Belirleme: Bilimsel Yaklaşım ve Yasal Gereklilikler
Gıda endüstrisinde raf ömrü, bir ürünün güvenli ve kaliteli bir şekilde tüketilebileceği süreyi ifade eder. Raf ömrü belirleme süreci, gıda işletmecileri için önemli bir adımdır ve yasal düzenlemelere uygun şekilde yürütülmelidir.
Bu yazıda, raf ömrünü etkileyen faktörler, belirleme yöntemleri ve yasal gereklilikleri ele alacağız.
1. Raf Ömrünü Etkileyen Faktörler
Bir gıdanın raf ömrü, hem içsel (intrinsic) hem de dışsal (extrinsic) faktörlerden etkilenir:
İçsel Faktörler
✔ pH ve Asit Türü: Daha düşük pH (asidik ortam), mikroorganizma gelişimini sınırlandırabilir. ✔ Su Aktivitesi (Aw): Mikroorganizmaların gelişimi için gerekli olan su miktarını belirler. Daha düşük su aktivitesi, daha uzun raf ömrü anlamına gelebilir. ✔ Gıda Formülasyonu: Koruyucu maddeler, tuz ve şeker gibi bileşenler raf ömrünü uzatabilir. ✔ Mikrobiyolojik Kalite: Hammaddelerin ve üretim sürecindeki hijyen durumu son üründe mikrobiyal yükü belirler.
Dışsal Faktörler
✔ İşleme Yöntemi: Pastörizasyon, dondurma, kurutma gibi işlemler raf ömrünü etkiler. ✔ Ambalajlama: Vakum paketleme (VP) ve modifiye atmosfer paketleme (MAP) gibi yöntemler raf ömrünü artırabilir. ✔ Depolama Koşulları: Sıcaklık, nem, ışık ve oksijen miktarı, ürünün raf ömrünü doğrudan etkiler. ✔ Dağıtım ve Tüketici Kullanımı: Ürünün market raflarında ve tüketici evinde nasıl saklandığı da raf ömrünü belirlemede kritik rol oynar.
2. Raf Ömrü Belirleme Yöntemleri
Gıda işletmeleri, raf ömrünü belirlemek için çeşitli bilimsel yöntemler kullanır:
Gıdada mikroorganizma büyümesini tahmin eden yazılımlar (örneğin ComBase), ürünün pH, su aktivitesi ve sıcaklık gibi parametrelerine dayanarak raf ömrünü tahmin eder.
2.2 Dayanıklılık Testleri (Durability Studies)
Ürün, öngörülen raf ömrü boyunca belirlenen koşullarda tutulur ve mikrobiyal, fiziksel ve kimyasal analizlerle incelenir.
Özellikle uzun raf ömrüne sahip ürünlerde, yüksek sıcaklık ve nem koşulları uygulanarak ürünün dayanıklılığı hızlandırılmış şekilde test edilir.
2.4 Zorlama Testleri (Challenge Testing)
Ürün bilinçli olarak belirli patojenlerle kontamine edilir ve mikroorganizmaların büyüyüp büyümediği takip edilir. Listeria monocytogenes gibi patojenler için kullanılır.
3. Raf Ömrü Belirleme Sürecinde Yasal Gereklilikler
📌 Regülasyonlar ve Standartlar: ✔ Regulation (EC) No 2073/2005: Mikrobiyolojik kriterler belirler. ✔ Regulation (EC) No 1169/2011: Gıda etiketleme gerekliliklerini tanımlar. ✔ Regulation (EC) No 852/2004: Gıda hijyen yönetmelikleri kapsamında HACCP sisteminin raf ömrüne entegrasyonunu gerektirir.
📌 Etiketleme: ✔ Son Kullanma Tarihi (SKT – Use by date): Mikrobiyolojik açıdan bozulabilir ürünlerde zorunludur (örn. süt, et, balık). ✔ Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT – Best before date): Kaliteyi belirten bir tarihtir ve raf ömrü dolduğunda gıda genellikle tüketilebilir (örn. makarna, konserve gıdalar).
Türkiye’de gıdaların raf ömrü ile ilgili mevzuat Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenmekte olup, ilgili yönetmelikler şunlardır:
3.1 Türk Gıda Kodeksi ve Yönetmelikler
Türk Gıda Kodeksi Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği (RG: 26.01.2017)
Son Kullanma Tarihi (SKT): Mikrobiyolojik olarak bozulabilen gıdalarda zorunludur. (Örn: süt, et, balık)
Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT): Ürünün kalitesine bağlıdır, güvenli tüketimi engellemez. (Örn: makarna, konserve gıdalar)
Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği (RG: 31.12.2020)
Gıda ürünleri için L. monocytogenes, Salmonella, E. coli vb. mikrobiyolojik kriterler belirlenmiştir.
Raf ömrü boyunca gıda güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.
Türk Gıda Kodeksi Gıda Hijyeni Yönetmeliği (RG: 17.12.2011)
HACCP sistemi zorunlu olup, raf ömrü belirleme HACCP kapsamında ele alınmalıdır.
4. Raf Ömrü Belirleme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Gıda formülasyonunda değişiklik yapıldığında raf ömrü yeniden değerlendirilmelidir. Ürün sıcaklık değişimlerine maruz kalabileceği için en kötü senaryoya göre test edilmelidir. Ambalaj değişikliği, ürünün raf ömrünü etkileyebilir. Yeni ambalaj kullanıldığında validasyon gereklidir. Gıda güvenliği açısından raf ömrü belirleme, yalnızca tahminlere değil, deneysel verilere dayandırılmalıdır.
5. Gıda güvenliği yönetim sistemleri
Gıda güvenliği yönetim sistemleri, raf ömrü belirleme sürecini düzenleyen çeşitli standartlara sahiptir. BRCGS, IFS, ISO 22000 ve FSSC 22000 gibi uluslararası kabul görmüş standartlar, gıda işletmelerinin raf ömrünü belirleme ve doğrulama süreçlerini yönetmelerine yardımcı olur. İşte bu standartlarda raf ömrü ile ilgili temel gereklilikler:
5.1 BRCGS Food Safety Standard (BRCGS Gıda Güvenliği Standardı)
BRCGS (Brand Reputation Compliance Global Standards) Gıda Güvenliği Standardı, raf ömrü belirleme ile ilgili aşağıdaki gereklilikleri içerir:
✔ Madde 5.2 – Ürün Tasarımı ve Geliştirme
Ürün geliştirme sırasında raf ömrü belirleme çalışmaları yapılmalı ve bilimsel kanıtlarla desteklenmelidir.
Raf ömrü süresince gıda güvenliği ve kalite gerekliliklerinin sağlandığı doğrulanmalıdır.
✔ Madde 5.3 – Ürün Testleri ve Doğrulama
Ürünlerin mikrobiyolojik, kimyasal ve fiziksel değişimleri raf ömrü boyunca izlenmelidir.
Durability (dayanıklılık) testleri ve challenge (zorlama) testleri gibi analizlerle raf ömrü desteklenmelidir.
✔ Madde 5.4 – Etiketleme ve Ürün Bilgilendirme
Ürün etiketlerinde SKT veya TETT belirleme süreci kayıt altına alınmalıdır.
5.2 IFS Food Standard (IFS Gıda Standardı)
IFS (International Featured Standards) Gıda Standardı, raf ömrü belirleme sürecinde üreticilerin sistematik bir yaklaşım benimsemesini şart koşar.
✔ Madde 4.2 – Ürün Spesifikasyonları
Ürünlerin raf ömrü, formülasyon, işleme koşulları ve depolama şartları dikkate alınarak belirlenmelidir.
Raf ömrü, bilimsel ve teknik çalışmalarla doğrulanmalıdır.
✔ Madde 5.7 – Raf Ömrü Testleri
Ürünlerin raf ömrü boyunca güvenli ve kaliteli kaldığı doğrulanmalıdır.
Mikrobiyolojik analizler ve hızlandırılmış raf ömrü testleri yapılmalıdır.
✔ Madde 6.2 – Ürün Geri Çağırma ve İade Yönetimi
Raf ömrü ile ilgili sorunlar yaşandığında, ürün geri çağırma prosedürleri devreye sokulmalıdır.
5.3 ISO 22000:2018 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi
ISO 22000, gıda güvenliği yönetimi için bir çerçeve sunar ve raf ömrü belirleme sürecini HACCP (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) sistemine entegre eder.
✔ Madde 8.5.1 – Ürün ve Süreç Doğrulama
Raf ömrü boyunca mikrobiyal, kimyasal ve fiziksel tehlikelerin oluşma riski analiz edilmelidir.
Ürün spesifikasyonları ve raf ömrü testleri kayıt altına alınmalıdır.
✔ Madde 8.5.2 – İzlenebilirlik ve Validasyon
Raf ömrü belirleme süreci dokümante edilmeli ve periyodik olarak gözden geçirilmelidir.
Raf ömrü değişikliği durumunda, yeni validasyon testleri yapılmalıdır.
✔ Madde 8.9 – Düzeltici ve Önleyici Faaliyetler
Eğer bir ürün raf ömrü dolmadan bozuluyorsa, nedenleri araştırılmalı ve düzeltici önlemler alınmalıdır.
5.4 FSSC 22000 (Food Safety System Certification 22000)
FSSC 22000, ISO 22000 standardına dayanan ve ek gereklilikler içeren bir gıda güvenliği sertifikasyon sistemidir. Raf ömrü belirleme süreci için ISO 22000 ile benzer hükümler içerirken, ek olarak GFSI (Global Food Safety Initiative) gerekliliklerine de uyum sağlar.
✔ Ek Gereklilikler:
Ürün güvenliği açısından kritik raf ömrü faktörleri belirlenmeli ve doğrulanmalıdır.
Raf ömrü uzatmak amacıyla kullanılan teknolojiler (örneğin modifiye atmosfer paketleme) test edilmelidir.
Ürünlerin sıcaklık değişimlerine karşı duyarlılığı analiz edilmelidir.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan bu kılavuz, gıda işletmelerinin raf ömrü belirleme sürecinde bilimsel ve teknik yöntemleri kullanmasını teşvik eder.
Kılavuza Göre:
Raf ömrü belirleme süreci, mikrobiyolojik, kimyasal ve fiziksel analizlere dayandırılmalıdır.
SKT (Son Kullanma Tarihi) veya TETT (Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi) belirlenirken, ürünün güvenliği ve kalite kriterleri dikkate alınmalıdır.
Ambalaj üzerinde tarih bilgisinin tüketici tarafından kolayca görülebilir ve anlaşılabilir olması gerekmektedir.
Bu kılavuz, gıda işletmelerinin etiketleme süreçlerinde mevzuata uyum sağlamasına yardımcı olur ve tüketici güvenliği açısından kritik bir rehberdir. 📑
Kılavuzda yer alan karar ağacının interaktif olarak hazırlanmış formuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Cevapladığınız sorular ile ürün etiketinde STT mi yoksa TETT mi kullanacağınıza karar vermek için kullanabilirsiniz.
Sonuç
Gıda işletmeleri, ürünlerinin güvenli ve kaliteli kalmasını sağlamak için raf ömrünü bilimsel yöntemlerle belirlemeli ve yasal gerekliliklere uymalıdır. Raf ömrünü etkileyen faktörler göz önüne alındığında, her gıda için özel bir analiz yapılması gerekmektedir.
Ocak Ayı RASFF Bildirimleri: Gıda Güvenliğinde Son Durum
Gıda güvenliği, sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz konuların başında geliyor. Avrupa Birliği’nin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) kapsamında yapılan denetimler, gıdalarda karşılaşılan riskleri ortaya koyarak tüketicileri korumayı hedefliyor. Ocak ayında RASFF sistemine toplam 361 bildirim yapıldı. Bunlardan 39’u Türkiye menşeli ürünlere aitti. Peki, bu bildirimlerde en çok hangi riskler öne çıktı? İşte detaylar:
Türkiye Menşeli Ürünlerde En Sık Bildirilen Riskler
1- Aflatoksin (14 Bildirim) Aflatoksin, küflerin ürettiği toksik bileşiklerdir ve özellikle sıcak, nemli iklimlerde yetişen tarım ürünlerinde sıkça görülür. Türkiye’den ihraç edilen fındık, incir, Antep fıstığı gibi ürünlerde sıkça rastlanan bir kontaminanttır.
Etkileri:
Karaciğer hasarına yol açabilir.
Kanserojen (özellikle karaciğer kanseri riski) olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli hastalıklara karşı direnci düşürebilir.
Aflatoksin oluşumunu engellemek için hasat sonrası doğru depolama şartlarının sağlanması, sıcaklık ve nem kontrolü yapılması gerekmektedir.
2- Pestisit Kalıntısı (10 Bildirim) Pestisitler, tarımsal üretimde zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan kimyasallardır. Ancak belirlenen maksimum kalıntı limitlerinin (MRL) aşılması, insan sağlığı açısından risk oluşturur.
Etkileri:
Nörolojik hastalıklara yol açabilir.
Endokrin sistemi bozarak hormonal dengesizliklere sebep olabilir.
Üreme sağlığı ve gelişim üzerinde olumsuz etkiler gösterebilir.
Türkiye’den ihraç edilen meyve-sebze ürünlerinde özellikle yasaklı veya yüksek miktarda pestisit tespit edilmesi, Avrupa Birliği tarafından sıkı denetimlere tabi tutulmaktadır.
3- Etilen Oksit (3 Bildirim) Etilen oksit, genellikle baharatlar, susam, gıda katkı maddeleri gibi ürünlerde mikrobiyal kontaminasyonu önlemek amacıyla kullanılan bir gazdır. Ancak, Avrupa Birliği mevzuatına göre kullanımı çok düşük seviyelerde kabul edilebilir olarak belirlenmiştir.
Etkileri:
Kanserojen etkisi nedeniyle özellikle uzun süre maruziyet risklidir.
DNA hasarına yol açarak genetik mutasyonlara sebep olabilir.
Solunum yolu hastalıkları ve deri tahrişi gibi kısa vadeli etkiler gösterebilir.
Türkiye’den ihraç edilen bazı susam, baharat ve diğer işlenmiş gıda ürünlerinde etilen oksit tespiti, bu ürünlerin Avrupa pazarına girişini engelleyen başlıca nedenlerden biri olmuştur.
Genel Değerlendirme
En çok bildirim yapan ülke:Almanya 🇩🇪 Almanya, Avrupa’nın en büyük gıda ithalatçılarından biri olduğu için gıda güvenliği konusunda sıkı denetimler uygulamakta ve yüksek sayıda bildirim yapmaktadır.
En çok bildirim yapılan ürün kategorisi:Meyve & Sebzeler Meyve ve sebzeler, pestisit kalıntıları ve mikrobiyolojik kontaminasyonlar açısından yüksek risk taşımaktadır.
Ocak ayında yapılan bildirimlerin detaylı analizini görmek için görsele göz atabilirsiniz!
Fransa’da bir firma tarafından, 250 gram ambalajında satışa sunulan RAISINS SECS SULTANINES adlı kuru üzüm ürününde pestisit kalıntısı olan Pyriproxyfen tespit edilmiştir. Firmanın kendi kontrol mekanizmaları aracılığıyla ortaya çıkan bu durum sonrasında ürünler geri çağırılmış ve konu RASFF (Hızlı Alarm Sistemi) ile de paylaşılmıştır.
Pyriproxyfen Nedir?
Pyriproxyfen, zararlı haşere kontrolünde kullanılan bir böcek ilacı aktif maddesidir. Bu madde, haşerelerin larva evresinde gelişimlerini durdurarak populasyonlarını kontrol altına almaya yöneliktir. Ancak, gıdalarda belirlenen maksimum kalıntı limitlerini (MRL) aşan miktarlarda bulunması, insan sağlığı için risk oluşturabilir. Uzun dönemli maruziyet durumunda, karaciğer ve böbrekler üzerinde toksik etkiler gözlemlenebilir.
Tüketiciye Etkileri
Fransa’daki bu geri çağırma bildirimi, üretim süreçlerinde pestisit kontrolünün önemini bir kez daha gündeme getirmiştir. İlgili ürünün detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.
2. İsviçre: Rückruf von Hazra Kardamon 140g Gemahlen (Öğütülmüş Kakule)
İsviçre’de, Hazra Kardamon 140g Gemahlen adıyla satılan öğütülmüş kakule ürünü resmi kontroller sırasında analiz edilmiş ve belirlenen yasal limitlerin üzerinde Etilen Oksit tespit edilmiştir. Bu durumun ardından ürün geri çağırılmış ve tüm taraflar bilgilendirilmiştir.
Etilen Oksit Nedir?
Etilen oksit, sterilizasyon ve dezenfeksiyon amaçlı kullanılan bir gaz olup, mikrobiyal kontaminasyonun giderilmesinde etkili bir ajandır. Ancak, Avrupa Birliği’nde ve birçok diğer ülkede, gıdalarda bulunabilecek miktarı sıkı bir şekilde sınırlandırılmıştır. Yüksek seviyelerde maruziyetin kansere yol açabileceği belirtilmektedir.
Riskler ve Tüketici Sağlığı
Etilen oksit kalıntısı bulunan gıdaları tüketmek, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Gıda üreticilerinin, sterilizasyon uygulamalarında bu maddeyi kullanırken limitlere kesinlikle uyması gerekmektedir. İlgili ürünle ilgili ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Sonuç ve Öneriler
Bu iki geri çağırma bildirimi, gıda üretiminde pestisit ve kimyasal madde kullanımının titizlikle kontrol edilmesinin önemini ortaya koymaktadır. İşletmelerin ve kontrol otoritelerinin bu konulara daha fazla özen göstermesi gerekmektedir.
Tüketiciler için Tavsiyeler:
Gıda alışverişlerinizde güvenilir kaynaklardan ve markalardan alışveriş yapın.
Geri çağırma bildirimlerini takip ederek tüketimden kaçınılması gereken ürünler hakkında bilgi sahibi olun.
Gıda üreticilerinin sertifikasyonlarına ve kalite belgelerine dikkat edin.
İşletmeler için Tavsiyeler:
Pestisit ve kimyasal madde kullanımında yasal sınırlara uyun.
Hammaddelerin tedarik sürecinde güvenilirlik ve analizlere öncelik verin.
Kalite kontrol süreçlerinizi düzenli olarak gözden geçirerek riskleri minimize edin.
Gıda güvenliği, tüm tüketicilerin hakkı ve üreticilerin sorumluluğudur. Bu nedenle, hepimizin bu konuda duyarlı olması çok önemlidir.
Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) tarafından yayımlanan güncel bildirimlere göre, Türkiye orijinli bir atıştırmalık ürün, 3-MCPD ve Glycidyl Esters limitlerinin üzerinde olduğu tespit edildiği için satış yasağına tabi tutulmuştur. Bu durum, Avrupa’daki mevcut mevzuat çerçevesinde alınan bir karar olup, Avrupa Birliği’nin tüketici sağlığını koruma konusundaki hassasiyetini yansıtmaktadır.
Ancak, Türkiye’de Bulaşanlar Yönetmeliği gereği, bu limitler ancak 31 Aralık 2025 tarihi itibaryla yürülüğe girecektir. Yani, şu an için Türkiye’deki mevzuata göre bu değerler ihlal teşik etmezken, Avrupa Birliği’nde geçerli olan daha sıkı limitler, bu ürünlerin piyasaya sunulmasını engellemektedir.
Bu bildirim, özellikle ihracat yapan firmalar açısından kritik bir sorun oluşturmakta ve global pazar için üretim yapan şirketlerin mevzuat farklılıklarını dikkatle takip etmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Gıda Güvenliği Standartlarında Global Uyumun Önemi
Bu noktada, güncel gıda güvenliği standartlarının vurguladığı önemli bir prensip devreye girmektedir. Örneğin, BRCGS Food Safety Standardı‘nın 1.1.8 maddesi, şu ifadeyi açık bir şekilde belirtir: “Ürünün üretildiği ülkenin mevzuatı kadar, ihraç edildiği ülkenin mevzuatına da uyulmalıdır.” Bu madde, özellikle uluslararası ticaret yapan gıda işletmeleri için büyük önem taşır ve global mevzuat farkındalığının gerekliliğini ortaya koyar.
3-MCPD ve Glycidyl Esters Nedir? 3-MCPD (3-Monochloropropane-1,2-diol) ve Glycidyl esters, gıdalarda bulunabilen potansiyel toksik maddelerdir ve genellikle bitkisel yağ işleme süreçlerinde oluşur. Bu bileşiklerin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği için, dünya genelindeki mevzuatlarda bu maddelerin belirli limitler içerisinde olması gerekliliği bulunmaktadır.
Avrupa Birliği, bu maddelere ilişkin limitleri sıkı bir şekilde uygulayarak tüketicileri korumayı amaçlamaktadır. Ancak bu limitlerin farklı ülkelerde değişiklik göstermesi, ihracatçı firmalar için büyük bir uyum zorluğu yaratmaktadır.
3-MCPD ve Glycidyl Esters
Türkiye ile Avrupa Birliği Limitleri Arasındaki Uyum Sorunları
Son dönemde, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin bulaşanlar için belirlediği limitler arasında uyum sorununun daha sık gündeme geldiği görülmektedir. Türkiye’de mevcut mevzuata uygun üretilen bazı ürünlerin, Avrupa Birliği’nde limit aşımı nedeniyle reddedildiği vakalar artış göstermiştir. Bu durum, hem üreticiler hem de ihracatçılar açısından ciddi bir risk faktörü oluşturmaktadır.
Örnek Olaylar:
Son beş yılda, Türkiye orijinli atıştırmalık ürünlerde 3-MCPD ve Glycidyl esters nedeniyle Avrupa’da reddedilen ürün oranı %20 artış göstermiştir.
Mevzuat farklılıkları nedeniyle 2024 yılında 100’den fazla bildirim RASFF tarafından kayıt altına alınmıştır.
Bu rakamlar, uluslararası ticarette mevzuat uyumunun kritik önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Gıda İşletmeleri Ne Yapmalı?
Bu gibi sorunların önüe geçmek için gıda işletmelerinin:
Mevzuat Farkındalığını Artırması: Gıda işletmeleri, hem yerel hem de hedef pazar mevzuatına hakim olmalı ve bu mevzuatlardaki değişiklikleri yakından takip etmelidir.
Üretim Süreçlerini Global Standartlara Uygun Hale Getirmesi: Üretim esnasında kullanılan hammaddelerin kontrolü, işleme teknikleri ve son ürün analizleri uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmelidir.
BRCGS ve Benzeri Standartlara Uyumun Sağlanması: Gıda güvenliği standartları, şirketlerin hem çalışma prensiplerini hem de tüketiciye verdikleri güveni artıracak etkili bir çerçeve sunar.
Risk Analizlerinin Etkin Hale Getirilmesi: Güncel laboratuvar analizleri ve hammaddelerin izlenebilirliği, risklerin minimize edilmesinde önemli bir rol oynar.
Tüketici Sağlığını Önceliklendirmesi: Tüketici güveninin kazanılması, pazar payını korumanın ve büyütmenin temelidir.
Sonuç
Global pazarda faaliyet gösteren işletmeler için mevzuat uyumu kritik bir öneme sahiptir. Üretimde gıda güvenliği standartlarını benimsemek, sadece tüketici sağlığını korumakla kalmaz, aynı zamanda firmanızın itibarını ve pazar payını artırmanızı sağlar. Bu nedenle, hem yerel hem de uluslararası standartlara uygun bir sistem kurarak sürekli iyileşmeyi hedeflemek şarttır.
Madde 1.1: Üst Yönetim Taahhüdü ve Sürekli İyileştirme
Madde 1.1: Üst Yönetim Taahhüdü ve Sürekli İyileştirme başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
1.1.1 Politika Beyanı
Gereklilik: Şirket, güvenli, yasal ve belirtilen kaliteye uygun ürünler üretme taahhüdünü içeren bir politika belgesi hazırlamalıdır. Bu belge üst yönetim tarafından imzalanmalı, tüm personele iletilmeli ve ürün güvenliği ile kalite kültürünün sürekli geliştirilmesini içermelidir.
Değişiklik: Politika beyanında, ürün güvenliği ve kalite kültürünün sürekli iyileştirilmesine vurgu yapılmıştır.
1.1.2 Ürün Güvenliği ve Kalite Kültürü Planı
Gereklilik: Üst yönetim, ürün güvenliği ve kalite kültürünün geliştirilmesi için açık bir plan oluşturmalı ve uygulamalıdır. Plan, tüm ilgili bölümleri kapsamalı, açık hedefler ve zaman çizelgeleri içermelidir. Bu faaliyetler aşağıdaki unsurları içermelidir:
Ürün güvenliğiyle ilgili açık iletişim,
Eğitimler,
Personel geri bildirimleri,
Süreçlerin geliştirilmesi ve performans ölçümleri.
Değişiklik: Bu madde kapsamlı bir şekilde revize edilmiştir. Kültürün geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin belirlenmesi, ölçülmesi ve etkinliklerinin gözden geçirilmesi vurgulanmıştır.
1.1.3 Gizli Bildirim Sistemi
Gereklilik: Şirket, personelin ürün güvenliği, yasallık ve kalite ile ilgili endişelerini bildirebileceği gizli bir raporlama sistemi oluşturmalı ve bunu tüm personele açık bir şekilde iletmelidir.
Değişiklik: Yeni bir madde olarak eklenmiştir. Raporlama sürecine dair kayıtların tutulması ve uygun eylemlerin belgelenmesi gereklidir.
1.1.9 Üst Yönetimin Denetim Katılımı
Gereklilik: Denetimlerde, sahadaki en üst düzey üretim veya operasyon yöneticisi:
Açılış ve kapanış toplantılarına katılmalı,
Ürün güvenliği ve kalite kültürü planının etkin bir şekilde uygulanmasını tartışmalıdır. Ayrıca, ilgili departman yöneticileri veya vekilleri denetim sırasında hazır bulunmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, ürün güvenliği ve kalite kültürü planının uygulanmasına dair tartışmaların üst yönetim tarafından gerçekleştirilmesini vurgulamak için revize edilmiştir.
1.2.2 Yönetim Gözden Geçirme Süreci
Gereklilik: Yönetim gözden geçirme süreci şu unsurların değerlendirilmesini içermelidir:
Önceki yönetim gözden geçirme belgeleri, eylem planları ve zaman çizelgeleri,
İç, ikinci ve üçüncü taraf denetimlerin sonuçları,
Müşteri şikayetleri ve geri bildirimler,
Tehlike analizi ve risk değerlendirme süreçlerinin etkinliği,
Uygun kaynak gereksinimleri. Ayrıca, ürün güvenliği ve kalite kültürü planının etkinliği de gözden geçirilmelidir.
Değişiklik: Bu madde, ürün güvenliği ve kalite kültürü planının yönetim gözden geçirme sürecine dahil edilmesini vurgulamak için güncellenmiştir.
1.2.4 Güvenli ve Yasal Ürünler için Risk Raporlama
Gereklilik: Personel, güvensiz, yasal olmayan veya spesifikasyon dışı ürünler, ekipman ya da hammaddelerle ilgili riskleri derhal atanmış bir yöneticiye rapor etmelidir. Bu sistem, ürün güvenliği ve kalite sorunlarının anında çözülmesine olanak tanımalıdır.
Değişiklik: Bu madde, risk raporlamasının önemini vurgulamak için yeniden düzenlenmiş ve risklerin bildirilmesini destekleyen bir sistem kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.
1.3.3 Dış Uzmanlık Kullanımı
Gereklilik: Şirket, ürün güvenliği, yasallık ve kalite ile ilgili yeterli iç bilgiye sahip değilse, dış uzmanlık (ör. danışmanlar, teknik uzmanlar) kullanabilir. Ancak, ürün güvenliği ve kalite yönetim sistemlerinin günlük yönetimi şirketin sorumluluğunda kalmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, dış uzmanlığın kullanımını düzenlemek ve yönetim sorumluluğunun şirkette kalmasını vurgulamak için yeni olarak eklenmiştir.
Bölüm 2: Tehlike Analizi ve Risk Değerlendirme (HARA)
Bölüm 2: Tehlike Analizi ve Risk Değerlendirme (HARA) başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
2.2.1 Çevresel ve Operasyonel Ön Şart Programları
Gereklilik: Ürünlerin güvenli ve yasal olmasını sağlayacak çevresel ve operasyonel ön şart programları oluşturulmalı ve sürdürülmelidir. Bu programlar, temizlik, bakım, pest kontrol gibi alanları içermelidir.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir ve diğer BRCGS standartlarıyla uyumlu hale getirilmiştir.
2.5.3 Tehlikelerin Kontrol Edilmesi
Gereklilik: HARA ekibi, belirlenen tehlikeleri önlemek, ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir bir seviyeye düşürmek için gerekli kontrol önlemlerini değerlendirmelidir.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir. Özellikle tehlikelerin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı durumlarda, kabul edilebilir seviyelerin belgelenmesi gerekliliği eklenmiştir.
2.7.2 Kritik Kontrol Önlemlerinin Validasyonu
Gereklilik: Her kritik kontrol önlemi için seçilen kontrol önlemleri ve kritik limitlerin sürekli olarak tehlikeyi kabul edilebilir bir seviyede tutabildiğini göstermek amacıyla belgelenmiş bir doğrulama yapılmalıdır.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir.
2.7.3 Ekipman Ayarlarının Yetkilendirilmesi
Gereklilik: Ekipman ayarlarının yalnızca eğitimli ve yetkili personel tarafından değiştirilmesi gerekmektedir. Gerekirse, bu ayarlar şifre korumalı veya erişimi sınırlı olmalıdır.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir.
2.10.1 HARA Planlarının Validasyonu
Gereklilik: HARA planları, tehlikeleri etkili bir şekilde kontrol edebileceğinden emin olmak için herhangi bir değişiklik öncesinde validasyon yapılmalıdır.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir.
2.11.1 HARA Belgeleri ve Kayıt Tutma
Gereklilik: Belgeler ve kayıtlar, HARA planlarının ve ürün güvenliği kontrollerinin yürürlükte olduğunu ve sürdürüldüğünü gösterecek şekilde yeterli olmalıdır.
Değişiklik: Bu madde yeni olarak eklenmiştir.
Bölüm 3: Ürün Güvenliği ve Kalite Yönetim Sistemi
Bölüm 3: Ürün Güvenliği ve Kalite Yönetim Sistemi başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
3.1.1 Dokümantasyon ve Ulaşılabilirlik
Gereklilik: Tüm politika, prosedür ve uygulamalar kolay erişilebilir bir sistemde toplanmalıdır. Ayrıca, personelin konuştuğu dillere göre çeviriler, görseller veya diyagramlar kullanılmalıdır.
Değişiklik: Çalışanların anlayabileceği dillerin ve görsel desteklerin kullanılmasına vurgu yapılmıştır.
3.4.1 Spesifikasyonların Detaylandırılması
Gereklilik: Spesifikasyonlar detaylı, doğru ve yasal gerekliliklere uygun olmalıdır. Ürünün işlevsel özelliklerini kanıtlayan belgeler içermelidir (örneğin raf ömrü uzatma, tazelik).
Değişiklik: Spesifikasyonlarda ürünün iddia edilen etkilerinin kanıtlanmasına yönelik detaylar eklenmiştir.
3.5.1 İç Denetim Programı
Gereklilik: İç denetimler yıl boyunca düzenli olarak planlanmalı ve uygulanmalıdır. Her faaliyet en az yılda bir kez denetlenmelidir.
Değişiklik: Denetimlerin yıl boyunca eşit şekilde dağıtılması gerekliliği eklenmiştir.
3.6.1 Tedarikçi Onayı ve Performans İzleme
Gereklilik: Hammadde ve ambalaj malzemesi tedarikçileri için başlangıç onayı ve sürekli değerlendirme prosedürleri oluşturulmalıdır. Bu değerlendirme, risk analizi ve performans kriterlerine dayanmalıdır.
Değişiklik: Tedarikçi onay sürecinde başlangıç onayı ve sürekli değerlendirme gerekliliği detaylandırılmıştır.
3.10.4 İzlenebilirlik Testi
Gereklilik: İzlenebilirlik sistemi, hammaddelerden müşteriye kadar tüm süreçleri kapsamalı ve yılda en az bir kez test edilmelidir. İzlenebilirlik testi, maksimum 4 saat içinde tamamlanabilir olmalıdır.
Değişiklik: Testin zaman sınırlaması (4 saat) ve tüm süreçlerin kapsanması gerektiği netleştirilmiştir.
3.14.1 Ürün Geri Çekme ve Olay Yönetimi
Gereklilik: Ürün geri çekme ve olay yönetimi için bir prosedür oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. Prosedür; olayın değerlendirilmesi, önlemlerin alınması, geri kazanım ve iletişim planlarını içermelidir.
Değişiklik: Ürün geri çekme ve olay yönetiminde kök neden analizi ve düzeltici eylemleri içeren bir prosedür gerekliliği eklenmiştir.
Bölüm 4: Saha Standartları
Bölüm 4: Saha Standartları başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
4.7.1 Ekipman ve Tesis Bakım Programı
Gereklilik: Şirket, tüm ekipman ve tesis için bir bakım programı oluşturmalı ve bu programın etkinliğini doğrulamalıdır. Bakım programı, ürün güvenliği ve kaliteye zarar verebilecek riskleri ele almalıdır.
Değişiklik: Diğer BRCGS standartlarıyla uyum sağlamak için madde detaylandırılmıştır.
4.8.1 Temizlik ve Hijyen Programları
Gereklilik: Tesislerde etkili bir temizlik ve hijyen programı bulunmalı ve bu program ürün güvenliği ile uyumlu olmalıdır. Temizlik programı açık talimatlar, temizlik sıklığı ve sorumlulukları içermelidir.
Değişiklik: Temizlik programına yönelik gereklilikler daha açık hale getirilmiştir.
4.9.2 Ürün Kontaminasyonunun Kontrolü
Gereklilik: Şirket, ürünlerin fiziksel, kimyasal veya biyolojik kontaminasyona karşı korunmasını sağlamak için prosedürler uygulamalıdır. Örneğin, kırılabilir malzemelerle ilgili önlemler alınmalıdır.
Değişiklik: Kontaminasyon riskine karşı alınması gereken önlemler daha net belirtilmiştir.
4.9.4 Cam ve Sert Plastik Malzemelerin Yönetimi
Gereklilik: Cam ve sert plastik malzemelerin yerleri bir liste ile tanımlanmalı ve bu malzemelerin düzenli kontrolleri yapılmalıdır. Kırılma durumunda gerekli önlemler alınmalı ve kayıt altına alınmalıdır.
Değişiklik: Yeni bir madde olarak eklenmiştir. Bu madde, cam ve sert plastik kaynaklı risklerin etkin şekilde yönetilmesini sağlamayı hedefler.
4.9.5 Metal Kontaminasyonunun Kontrolü
Gereklilik: Metal dedektörleri veya diğer tarama sistemleri kullanılıyorsa, bu ekipmanlar düzenli olarak doğrulanmalı ve bakımları yapılmalıdır. Tespit edilen her olay kayıt altına alınmalı ve kontrol edilmelidir.
Değişiklik: Yeni bir madde olarak eklenmiştir. Metal kontaminasyon risklerini yönetmek için açık gereklilikler tanımlanmıştır.
4.11.1 Haşere Yönetimi
Gereklilik: Haşere kontrol programı, tüm tesislerde uygulanmalı ve etkinliği düzenli olarak değerlendirilmelidir. Gözlemler ve alınan aksiyonlar kaydedilmelidir.
Değişiklik: Haşere kontrol programının etkinliğinin değerlendirilmesi gerektiği eklenmiştir.
4.14.1 Dış Alan ve Çevre Yönetimi
Gereklilik: Tesisin çevresi, ürün güvenliği risklerini en aza indirecek şekilde yönetilmelidir. Çevredeki riskler düzenli olarak gözden geçirilmeli ve kontrol edilmelidir.
Değişiklik: Çevresel risklerin düzenli gözden geçirilmesi ve kontrolü vurgulanmıştır.
Bölüm 5: Ürün ve Proses Kontrolü
Bölüm 5: Ürün ve Proses Kontrolü başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
5.1.1 Ürün Geliştirme ve Test Süreçleri
Gereklilik: Şirket, yeni ürün geliştirme ve değişiklik süreçlerinde ürün güvenliği, yasallık ve kaliteye uygunluğu sağlamalıdır. Tüm geliştirme adımları kayıt altına alınmalı ve testlerle doğrulanmalıdır.
Değişiklik: Ürün geliştirme süreçlerinin daha açık bir şekilde yönetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5.3.1 Baskı ve Etiket Kontrolleri
Gereklilik: Baskı ve etiketleme işlemleri sırasında doğruluk sağlanmalı, bu süreçler uygun prosedürlerle kontrol edilmelidir. Yanlış etiketlemeden kaynaklanabilecek güvenlik riskleri önlenmelidir.
Değişiklik: Yanlış etiketleme risklerinin önlenmesine yönelik kontrol prosedürlerinin detaylandırılması eklenmiştir.
5.6.1 Bitmiş Ürün Testleri
Gereklilik: Bitmiş ürünler üzerinde gerçekleştirilen testler, ürünlerin belirtilen özelliklere uygunluğunu doğrulamalıdır. Test sonuçları kayıt altına alınmalı ve analiz edilmelidir.
Değişiklik: Bitmiş ürün testlerinde spesifik gereklilikler tanımlanmış ve kayıt tutma zorunluluğu eklenmiştir.
5.8.1 Yeniden İşleme (Rework) Yönetimi
Gereklilik: Yeniden işlenen ürünler için ayrı bir prosedür oluşturulmalı ve bu ürünlerin güvenli, yasal ve belirtilen kaliteye uygunluğu sağlanmalıdır.
Değişiklik: Yeniden işleme süreçlerinin daha detaylı bir şekilde yönetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
5.9.2 Dağıtım ve Nakliye Kontrolleri
Gereklilik: Nakliye ve dağıtım süreçlerinde ürünlerin güvenliğini ve kalitesini korumak için uygun taşıma koşulları sağlanmalıdır. Nakliye sırasında oluşabilecek riskler analiz edilmelidir.
Değişiklik: Nakliye ve dağıtım süreçlerine yönelik kontroller detaylandırılmıştır.
Yeni Madde: 5.10.1 Proses Doğrulama
Gereklilik: Üretim süreçleri, ürün güvenliği ve kaliteyi sağlamak için düzenli olarak doğrulanmalı ve kontrol edilmelidir. Kritik proses parametreleri belgelendirilmelidir.
Değişiklik: Bu madde, süreçlerin doğrulanması ve izlenmesi gerekliliğini vurgulamak için yeni olarak eklenmiştir.
Yeni Madde: 5.11.1 Hata Yönetimi ve Kayıt
Gereklilik: Üretim süreçlerinde meydana gelen hatalar kayıt altına alınmalı, kök neden analizi yapılmalı ve düzeltici önlemler uygulanmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, hata yönetimi ve kayıt tutma süreçlerini iyileştirmek için yeni olarak eklenmiştir.
Bölüm 6 – Personel
Bölüm 6 – Personel başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
6.1.1 Personel Eğitim Programı
Gereklilik: Şirket, personelin ürün güvenliği, yasallık ve kaliteye uygunluğu sağlaması için gerekli eğitimleri almasını sağlamalıdır. Eğitim programları düzenli olarak gözden geçirilmeli ve güncellenmelidir.
Değişiklik: Eğitim programlarının kapsamı genişletilmiş ve etkinliğinin değerlendirilmesi gerektiği eklenmiştir.
6.2.1 Kişisel Hijyen Kuralları
Gereklilik: Tüm personel için açık ve detaylı kişisel hijyen kuralları oluşturulmalı ve bu kurallara uyum zorunlu hale getirilmelidir. Personelin bu kuralları anladığından emin olunmalıdır.
Değişiklik: Kişisel hijyen kurallarının anlaşılabilir olması ve etkinliğinin kontrol edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6.3.1 Personel Hijyen Denetimleri
Gereklilik: Ürün güvenliği ve hijyen standartlarına uyum, düzenli personel hijyen denetimleri ile kontrol edilmelidir. Denetim sonuçları kayıt altına alınmalıdır.
Değişiklik: Personel hijyenine yönelik denetimlerin sistematik hale getirilmesi gerektiği eklenmiştir.
Yeni Madde: 6.4.1 Ziyaretçi ve Geçici Personel Yönetimi
Gereklilik: Ziyaretçiler ve geçici personel için ürün güvenliği ve hijyen kurallarına uyumu sağlamak amacıyla net prosedürler oluşturulmalıdır. Bu kişiler için özel eğitim veya bilgilendirme sağlanmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, ziyaretçi ve geçici personelin yönetimine yönelik bir prosedür ihtiyacını vurgulamak için yeni olarak eklenmiştir.
Yeni Madde: 6.5.1 Hastalık ve Yaralanma Bildirimi
Gereklilik: Personelin herhangi bir bulaşıcı hastalık veya yaralanma durumunda hemen bildirimde bulunması gerekmektedir. Bu durumlar için net bir prosedür oluşturulmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve ürün güvenliğinin korunmasına yönelik bir gereklilik olarak eklenmiştir.
6.6.1 Çalışan Alanlarının Yönetimi
Gereklilik: Çalışanlara sağlanan alanlar (soyunma odası, yemekhane vb.) hijyenik koşullara uygun olmalı ve düzenli olarak temizlenmelidir.
Değişiklik: Çalışan alanlarının hijyen standartlarına uygun şekilde yönetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bölüm 7 – Ticari Ürünler İçin Gereklilikler
Bölüm 7 – Ticari Ürünler İçin Gereklilikler başlığı altındaki alt maddeler ve yapılan değişikliklerin özeti aşağıdaki gibidir:
7.1.1 Ticari Ürünlerin Yönetimi
Gereklilik: Şirket, ticari ürünlerin ürün güvenliği ve yasallığını sağlamak için net bir prosedür oluşturmalıdır. Bu prosedür, ticari ürünlerin satın alınması, depolanması ve dağıtım süreçlerini kapsamalıdır.
Değişiklik: Ticari ürünlerin yönetimine yönelik gereklilikler detaylandırılmıştır.
7.2.1 Tedarikçi Onayı ve Performans İzleme
Gereklilik: Ticari ürün tedarikçileri, risk değerlendirmesine dayalı bir süreçle onaylanmalı ve düzenli olarak performansları izlenmelidir.
Değişiklik: Tedarikçi onay süreci, ticari ürünlerin güvenliği ve yasallığını vurgulamak amacıyla detaylandırılmıştır.
Yeni Madde: 7.3.1 Ticari Ürün İzlenebilirliği
Gereklilik: Ticari ürünlerin tedarikçiden müşteriye kadar izlenebilirliğini sağlamak için bir sistem oluşturulmalıdır. İzlenebilirlik testleri düzenli olarak yapılmalı ve sonuçları kayıt altına alınmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, ticari ürün izlenebilirliğini sağlama gerekliliğini vurgulamak için yeni olarak eklenmiştir.
Yeni Madde: 7.4.1 Etiketleme ve Uygunluk Kontrolleri
Gereklilik: Ticari ürünlerin etiketlemeleri, yasal gerekliliklere ve müşteri taleplerine uygun olmalıdır. Etiketlerin doğruluğunu sağlamak için düzenli kontroller yapılmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, etiketleme uygunluğunu vurgulamak için yeni olarak eklenmiştir.
7.5.1 Depolama ve Nakliye Koşulları
Gereklilik: Ticari ürünlerin depolanması ve taşınması sırasında uygun koşullar sağlanmalı ve bu süreçler düzenli olarak denetlenmelidir.
Değişiklik: Depolama ve nakliye süreçlerine yönelik gereklilikler netleştirilmiştir.
Yeni Madde: 7.6.1 Uygunsuz Ticari Ürün Yönetimi
Gereklilik: Uygunsuz olarak belirlenen ticari ürünler için bir prosedür oluşturulmalı ve bu ürünlerin pazara sunulmasını önlemek için gerekli önlemler alınmalıdır.
Değişiklik: Bu madde, uygunsuz ürünlerin yönetimine yönelik bir gereklilik olarak yeni eklenmiştir.
Sonuç BRCGS Packaging Materials Issue 7, ürün güvenliği, kalite ve yasal gereklilikler açısından kritik öneme sahip yenilikler ve güncellemeler sunmaktadır. Bu değişiklikler, yönetim taahhüdünden saha standartlarına, ürün ve proses kontrolünden ticari ürünlere kadar geniş bir yelpazede tüm süreçleri kapsayarak, işletmelerin daha güvenli ve etkin bir yapıya kavuşmasını hedeflemektedir.
Yeni eklenen maddelerle birlikte:
Ürün güvenliği kültürünün geliştirilmesi,
Risk değerlendirme süreçlerinin sistematik bir şekilde ele alınması,
Üretim, etiketleme, izlenebilirlik ve hijyen gibi konularda detaylı gerekliliklerin uygulanması,
Ticari ürünlerin güvenilir bir şekilde yönetilmesi gibi konular daha fazla önem kazanmaktadır.
Bu standartlar, yalnızca sertifikasyon süreçlerini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda müşteri memnuniyeti ve uluslararası ticarette rekabet avantajı sağlamak için güçlü bir temel oluşturur.
Siz de BRCGS Ambalaj Malzemeleri Issue 7’nin getirdiği değişikliklere uyum sağlamak için adımlarınızı atmaya hazır mısınız? Daha fazla bilgi için yorumlarınızı ve sorularınızı paylaşmayı unutmayın!