Salmonella: Gıda Güvenliğinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Salmonella: Gıdalarda Gizli Tehdit ve Alınması Gereken Önlemler

Gıda güvenliği konusunda dünyada en yaygın ve ciddi tehditlerden biri olan salmonella bakterisi, her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen gıda kaynaklı hastalıklara neden olmaktadır. Bu yazıda, salmonella bakterisinin ne olduğu, bulaş yolları, önleme yöntemleri ve bir olay üzerinden gıda güvenliğinin önemi detaylı olarak ele alınacaktır.

Salmonella Nedir?

Salmonella, Enterobacteriaceae ailesine ait gram negatif bir bakteridir. Başlıca iki türü bulunur:

  1. Salmonella enterica: Gıda kaynaklı hastalıkların çoğunluğundan sorumludur.
  2. Salmonella bongori: Daha nadir rastlanır ve genellikle soğukkanlı hayvanlarda bulunur.

Bu bakteri, insanların ve hayvanların bağırsak sisteminde yaşar ve genellikle gıda veya su yoluyla bulaşır.

Bulaş Yolları

Salmonella bakterisi, genellikle aşağıdaki yollarla insanlara bulaşır:

  • Kontamine Gıdalar: Çiğ veya az pişmiş et, yumurta, süt ve süt ürünleri.
  • Kontamine Su: Hijyen koşullarının yetersiz olduğu yerlerde kullanılan su.
  • Hijyen Eksikliği: Özellikle çiğ gıdaları işleme sırasında yeterli el yıkama alışkanlığının olmaması.
  • Hayvanlarla Temas: Salmonella enfeksiyonu taşıyan evcil hayvanlar.

Salmonella’nın Sebep Olduğu Hastalıklar

Salmonella enfeksiyonu, genellikle türıne ve bağışıklık sisteminin durumuna bağlı olarak şu belirtilere neden olabilir:

  • Karın ağrısı
  • İshal (kanlı olabilir)
  • Bulantı ve kusma
  • Yüksek ateş
  • Baş ağrısı

Tedavi edilmediği durumlarda, başta yaşlılar, çocuklar ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde septisemi ve ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Bir Vakayının Hikayesi: Kumpir Kaynaklı Ölüm

2024 yılında Türkiye’de meydana gelen bir olay, gıda güvenliğinin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir kadın, aldığı kumpiri tükettikten sonra gıda zehirlenmesi belirtileriyle hastaneye kaldırılmış ve ne yazık ki hayatını kaybetmiştir. Yapılan analizlerde, satılan gıdalarda salmonella bakterisinin varlığı tespit edilmiştir. Bu durum, hijyen ve gıda kontrolünün önemini bir kez daha vurgulamıştır.

Gıda İşletmelerinin Dikkat Etmesi Gerekenler

Salmonella’yı önlemek için gıda ışletmelerinin aşağıdaki hususlara dikkat etmesi şarttır:

  1. Hijyen Prosedürleri:
    • El yıkama ve sanitasyon kurallarına uyulmalıdır.
    • Çiğ gıdaların kontaminasyon riski bulunan alanlarda ayrı işlem yapılmalıdır.
  2. Soğuk Zincirin Korunması:
    • Gıdalar, uygun sıcaklık koşullarında muhafaza edilmelidir (0-4°C aralığında).
  3. Çapraz Bulaşmaya Karşı Önlem:
    • Çiğ et ve tüketime hazır gıdalar ayrı saklanmalıdır.
    • Farklı kesim tahtaları ve bıçaklar kullanılmalıdır.
  4. Personel Eğitimi:
    • Gıda işletmelerinde çalışan personel, hijyen ve gıda güvenliği konusunda eğitilmelidir.
  5. Düzenli Analizler:
    • Gıdalarda ve işletme ekipmanlarında periyodik mikrobiyolojik analizler yapılmalıdır.
  6. İzlenebilirlik Sistemi:
    • Tedarik zincirindeki her adımın kayıt altına alındığı bir sistem uygulanmalıdır.

Salmonella Tespiti: Analiz Yöntemleri

Salmonella bakterisinin tespitinde kullanılan bazı yaygın analiz yöntemleri şunlardır:

  • Kültür Yöntemleri: Numunelerin özel besiyerlerinde inkübasyonu.
  • PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu): Hızlı ve kesin sonuçlar elde etmek için kullanılır.
  • ELISA (Enzim Bağlığı İmmunosorbent Assay): Salmonella antijenlerini tespit eder.

Sonuç

Salmonella, hem bireylerin sağlığı hem de gıda işletmelerinin itibarı açısından ciddi riskler taşıyan bir bakteridir. Hijyenik koşullara uyulması, düzenli denetimlerin yapılması ve personelin eğitilmesi, bu risklerin en aza indirilmesi için kritik öneme sahiptir. Tüketiciler ve işletmeler olarak, gıda güvenliği konusunda daha bilinçli olmamız gerekmektedir.

GLOBAL G.A.P: Sürdürülebilir Tarım Standartları

GLOBAL G.A.P: Sürdürülebilir Tarım Standartları

GLOBAL G.A.P, tarım, su ürünleri yetiştiriciliği ve çiçekçilikteki sürdürülebilir ve güvenli üretim süreçleri için standartlardan oluşturulmuş akıllı çiftlik güvence çözümleri sunan bir markadır. Her sektördeki uzmanlarla iş birliği içinde geliştirilen bir sertifikasyon yolu sağlar.

Bir Dürüstlük Programı ve bir Topluluk Üyesi organizasyonu (küresel değer zincirleri genelinde üyeleriyle) bu faaliyetleri destekler. Markanın ayrıca, sorumlu çiftçilik uygulamaları hakkında bilgi paylaşımına adanmış bir kapasite geliştirme programı vardır, sertifikasyon girişimlerine yardımcı olurken, değişen pazar gereksinimlerini hesaba katmalarını ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini yerine getirme rollerini genişletmelerini sağlar.

Almanya Köln’de kayıtlı bir limited şirket olan FoodPLUS GmbH, markanın sahibi ve yöneticisidir. Kuruluşun ana rolleri arasında akıllı çiftlik güvence çözümleri portföyünün yönetimi ve günlük faaliyetler yer alır. Ayrıca markanın ve GGN tüketici etiketinin uluslararası telif haklarının yasal sahibidir.

GLOBAL G.A.P’in Tarihçesi

1996: Başlangıç

GLOBAL G.A.P’nin kökenleri , taze ürünlerde pestisit izlerine ilişkin endişelerin dile getirildiği ve Birleşik Krallık’ta hayvancılık sektöründe BSE krizi nedeniyle tüketici güveninin ciddi şekilde zarar gördüğü 1996 yılına kadar uzanmaktadır.

Bir grup Avrupalı ​​perakendeci, tüketici endişelerinin nedenini analiz etme ve yanıtlama görevini üstlendi. İşçilerin sağlığını ve güvenliğini teşvik ederken çevreyi korumak için kendi standartlarını ve prosedürlerini ilişkilendirerek İyi Tarım Uygulamaları (GAP) için bağımsız, bütünsel bir sertifikasyon sistemi kurmuşlardı.

1997: Avrupa GAP

EurepGAP (Euro-Perakendeci Ürün Çalışma Grubu İyi Tarım Uygulamaları), 1997 yılında kurulmuş olup, sektörde en iyi uygulamaları teşvik etmek amacıyla uzmanlar bu standardı geliştirmekle görevlendirilmiştir.

1999 – 2000: Meyve ve Sebze Standardının İlk Etkileşimi

1999 yılında, 17 perakendeci, üç yüz meyve ve sebze tedarikçisiyle birlikte Paris’te düzenlenen bir konferansa katılarak yeni sertifikasyon sistemini özetledi ve tedarikçileri üçüncü taraf denetimlerine hazırlanmaları konusunda motive etti.

Bir yıl sonra, Eurepe GAP paydaşları üreticiler ve perakendeciler arasında bir ortaklık ilkesi geliştirmek için Barselona’da bir toplantıya katıldı. Toplantıda, meyve ve sebze standardının ilk yinelemesi olan Meyve ve Sebze Protokolü’nün sonuçları sunuldu.

2001: FoodPLUS GmbH ve İlk Üretici Sertifikaları

2001 yılında FoodPLUS GmbH, EurepGAP standardının yasal sahibi ve ev sahibi olarak kuruldu. Meyve ve sebze standardı ISO 65 akreditasyonunu aldı ve böylece EurepGAP ilk üretici sertifikalarını vermeye başladı.

İngiltere’den bir üretici, bireysel bir çiftlik için sertifika alan ilk üretici olurken, Fyffe Group’un Belize ve Kosta Rika’daki bağlı muz yetiştiricileri, toplu sertifika alan ilk grup oldu.

2002: İlk Ulusal Sertifikasyon Planları

2002 İlk ulusal sertifikasyon programlarının kıyaslanması gerçekleşti ve bu programlar kıyaslama prosedürü ile EurepGAP standardına eşdeğer olarak tanındı.

2003: Çiçekçilik Standardı

Perakendeciler, meyve ve sebze standardının başarısı nedeniyle 2003 yılında bir çiçekçilik standardı derlemeye ilgi gösterdiler. Çiçekçilik sertifikasyonu için birincil endişe alanı sürdürülebilirlikti. Çiçek ve süs bitkileri standartları Madrid konferansında sunuldu.

2004: Su Ürünleri Yetiştiriciliği Standardı ve GRASP

Somon, EurepGAP’in standart portföyüne entegre ettiği ilk tür olurken, su ürünleri yetiştiriciliği standardı ise 2004 yılında Amsterdam konferansında uygulamaya konuldu.

İlk eklenti aynı yıl geliştirildi: GRASP – GLOBAL G.A.P Sosyal Uygulama Risk Değerlendirmesi. Bu eklenti, işçi sağlığı, güvenliği ve refahı ile ilgili kriterlerin kapsamının genişletilmesine yardımcı olan temel sertifikasyon standartlarıyla birlikte değerlendirilebilir.

2005: Entegre Çiftlik Güvencesi (IFA) için Temel Düzey

Entegre Çiftlik Güvencesi (BGG) için temel, 2005 yılında ilk Hayvancılık standardı şeklinde ortaya konuldu.

Ayrıca karma yem üretimi için bir standart getirildi ve EurepGAP kıyaslama aracı ilk ulusal hayvancılık planı kontrol listelerini entegre etti.

2006: Çin GAP Meyve ve Sebze Standardı

Ertesi yıl Çin, halk sağlığı olaylarının artmasıyla birlikte gıda güvenliğine ilişkin artan endişeler nedeniyle kendi GAP meyve ve sebze standardını (EurepGAP ile kıyaslanarak) geliştirdi.

2007: EurepGAP, GLOBAL G.A.P’ye Geçiş Yaptı

41 ülkeden temsilciler, IFA standardının bir sonraki yinelemesini görüşmek üzere GLOBAL G.A.P Prag konferansına katıldı. 2007’de Bangkok’ta düzenlenen bir konferansta, EurepGAP daha küresel bir genel bakışın ihtiyaçlarını karşılamak için GLOBAL G.A.P’ye geçiş yaptı.

2008: Dürüstlük Programının Tanıtımı

2008 yılında sertifikaların bütünlüğünü ve geçerliliğini analiz ederek çözümlerin teslimatını gözlemlemek amacıyla kullanılan bütünlük programı uygulamaya konuldu.

2009: LOCALG.AP’nin tanıtımı

İlk tur 2009 yılında yapılmış ve bu dönemde küçük ölçekli çiftçiler arasında iyi tarım uygulamalarını teşvik eden Birincil Çiftlik Güvencesi (Primer Farm Assurance) LOCALG.AP adıyla tanıtılmıştır.

2010: IFA Standardının 4. Sürümünün Tanıtımı

2010 yılında, GLOBAL G.A.P’nin ilk zirvesi Londra’da düzenlendi ve burada IFA standardının 4. Sürümü bugüne kadar en yaygın kullanılan, yenilikçi ve bilimsel olarak sağlam sürüm olarak tanıtıldı. ABD, GLOBAL G.A.P Kuzey Amerika’nın ev sahibi oldu.

2011: Hayvan Refahı Konusunda İlk Toplantı

2011 yılında, GLOBAL G.A.P hayvan refahı paydaş komitesinin ilk toplantısı Almanya’nın Düsseldorf kentinde gerçekleşti. Toplantının amacı, hayvancılık çiftçileri için tamamlayıcı ve gönüllü sertifikasyon koşulları sağlayan hayvan refahı eklenti modülleri için ön koşulları tanıtmaktı. Akreditasyon arayan çiftçilere eğitim sağlayabilecek lisanslı uzmanlardan oluşan bir ağ da tanıtıldı.

2012: Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Karma Yem Üretimi için IFA’da Güncellemeler ve GLOBAL G.A.P Akademisinin Doğuşu

2012 Su ürünleri yetiştiriciliği ve Bileşik Yem Üretimi için IFA’da güncellemeler yapıldı ve sorumlu kaynak kullanımı yoluyla sürdürülebilirliğin teşvik edilmesine odaklanıldı. GLOBAL G.A.P sertifikasıyla ilgilenen herkese eğitim sağlayan GLOBAL G.A.P akademisi de bu dönemde kuruldu.

2013: Tur, IFA V5 Revizyonu Hakkında Görüş Almak İçin Durdu

2013 yılında bir kez daha tur durakları düzenlenerek IFA standardı versiyon 5’in revizyonuna girdi sağlanmıştır.

2014: Abu Dabi Bildirgesi

2014 yılında Abu Dabi Bildirgesi, çiftçileri güvenli ve sorumlu üretim uygulamalarını benimsemeye daha verimli ve etkili bir şekilde motive eden yeni yaklaşımlar bulmaya adanmış sekiz taahhüt ortaya koydu.

2015: Yıllık Turlar

2015’e kadar, altı kıtada yerel destekle 1.700 delege ve 13 duraktan oluşan turlar her yıl düzenlendi. İspanya ve Hollanda’daki başarılı duraklar, sertifikasyon pazarının yeni teknolojiyle getirilen inovasyonla beslenen gıda zincirlerine değer katmayı amaçlayan daha fazla iş birliği ve ortaklık geliştirme ihtiyacını gösterdi.

2016: GGN Etiketinin Tanıtımı

2016 yılında, tüketiciler için GLOBAL G.A.P tabanlı ürünlere ilişkin güvence sağlayan ilk iletişim ağı olan GGN Etiketi tanıtıldı . Başlangıçta sertifikalı su ürünleri çiftliklerinden gelen ürünler için belirlenen bu etiket sayesinde tüketiciler, deniz ürünlerini satın aldıkları çiftlikler hakkında bilgi edinmek için çevrimiçi bir portalı kontrol edebiliyordu.

2016’da zirveye 50’den fazla ülkeden 400’den fazla delege katılarak 20 yıllık küresel ortaklıklar ve 15 yıllık GAP sertifikasyonlarını kutlamak için bir araya geldi. Program, gıda güvenliği riskleri, kamu ve özel kuruluşlar arasındaki iş birliği seviyelerinin yükseltilmesi, sürekli iyileştirme için ölçüm ve büyük verinin kullanımı gibi konuları kapsayan, esas olarak çiftlik sertifikasyonunun geleceğiyle ilgiliydi.

2017: GGN Etiketi Çiçekçilik Endüstrisine Uzandı

2017’ye gelindiğinde GGN etiketi çiçekçilik sektörüne doğru genişletildi . Bu yıl ayrıca GLOBAL G.A.P akreditasyonu arayan 10.000 yeni üretici şeklinde bir dönüm noktasına ulaşıldı. Sadece bir yıl içinde, 200.000’inci çiftçinin sertifika araması şeklinde başka bir dönüm noktasına ulaşıldı; bu sırada GLOBAL G.A.P, 120’den fazla ülkeyi kapsayan İyi Tarım Uygulamaları için dünya çapında en büyük çiftlik güvence programlarından biri haline geldi.

2019: Danışma Kurulunun Genişletilmesi

2019’da, GLOBAL G.A.P Danışma Kurulu’nun boyutu, Topluluk Üyeleri tarafından seçilen küresel olarak temsili bir yönetim yapısının temellerinin atılmasına yardımcı olan Latin Amerika ve Asya-Pasifik’ten üyelerin dahil edilmesiyle büyük bir genişleme gördü. Teknik Anahtar Hesap Yöneticileri ağı da büyüdü ve böylece çiftlik güvence planlarına büyük ölçüde ihtiyaç duyan tüm büyük bölgeleri kapsadı.

2020: GLOBAL G.A.P Çiftlik Güvence Çözümleri Portföyünde Revizyonlar

2020’de GLOBAL G.A.P çiftlik güvence çözümleri portföyünde revizyonlar yapıldı. COVID salgını ve ilgili seyahat kısıtlamalarını göz önünde bulundurarak GLOBAL G.A.P, kritik tedarik zincirlerinde kesintileri önlemek için iki çözüm ortaya koydu: Uzaktan denetimler için araçlar sağlayan Uzaktan Prosedür ve yerel vatandaşları hasat prosedürlerine yardımcı olmaları için motive eden ve destekleyen bir dizi hasat videosu.

2021: GGN Etiketi için Yeni Logo Tasarımı ve IFA v6 ve GRASP v2’nin Geçici Son Taslakları

2021’de GGN etiketi için yeni bir logo tasarımının tanıtıldığı özel bir sanal etkinlik düzenlendi. Yeni etiket tarım, su ürünleri yetiştiriciliği ve çiçekçiliği kapsıyordu. Aynı yıl, Danışma Kurulu IFA v6 ve GRASP v2’nin geçici nihai taslaklarını onayladı.

2022: IFA v6 ve GRASP v2’nin piyasaya sürülmesi

Bir yıl sonra, daha fazla veriye dayalı standartların, daha iç içe geçmiş, daha anlaşılır sertifikasyonlarla birlikte sunulduğu dönemin başlangıcını işaret eden IFA v6 ve GRASP v2’nin her ikisi de piyasaya sürüldü.

Aynı yıl, GGN etiketinin meyve ve sebze sektörünün kesilmiş, yıkanmış ve dondurulmuş bölümlerine genişletilmesi sonucunu doğuran temel çözümlerde (örneğin Bileşik Yem Üretim standardı ve GLOBAL G.A.P Gözetim Zinciri standardı) de revizyonlar yapıldı.

Hayvancılık IFA o dönemde henüz v6’ya yükseltilmemişti ve GLOBAL G.A.P üreticilerin benzer planlara geçişine yardımcı olmak için ortaklar aramaya yatırım yapmaya başladı.

Şu anda

Günümüzde GLOBAL G.A.P, 130’dan fazla ülkeye hizmet veren ve tüketici gereksinimlerinin sürdürülebilir, güvenli çiftçilik uygulamalarıyla bütünleştirilmesine yardımcı olan dünyanın en çok aranan çiftlik güvence programlarından biridir.

Roller ve Sorumluluklar

Program, çözümlerin maliyet etkin, gerçekçi ve ayrıntılı olmasını sağlayan temel değer zinciri paydaşları ve uzmanlarından oluşan bir sistem tarafından yönetilir . Standart ve eklenti geliştirme ve onaydan yerel uygulamaları denetlemeye kadar çeşitli rolleri ve sorumlulukları vardır.

GLOBAL G.A.P Danışma Kurulu

Danışma kurulu, tarım, su ürünleri yetiştiriciliği ve bahçecilik sektörünün hem üretim hem de perakende taraflarından 50/50 temsilden oluşmaktadır . Sekretarya adına faaliyetlerin nasıl yürütüleceğine rehberlik etmek için stratejik girdi sağlamayı amaçlamaktadırlar.

GLOBAL G.A.P Sekreterliği

Bunlar, mevcut akıllı çiftlik güvence çözümleri ve günlük operasyonların portföyünü denetlemeye adanmış, dünyanın dört bir yanından insanların bir araya geldiği bir işbirliğidir . Danışma Kurulu ile birlikte çalışırlar ve teknik ve teknik olmayan ekiplerden oluşurlar.

Teknik Komiteler

Bu komiteler, standartların ve eklentilerin bakımı, gözden geçirilmesi ve revizyonundan sorumludur ve üretim ve perakende/gıda hizmeti temsilcilerinden oluşur (GLOBALGAP, 2024a).

Odak Grupları

Odak Grupları , sektörlerine ilişkin öngörülerini ortaya koyarak ve aynı zamanda temel konu ve sorunlarla ilgili benzersiz uzmanlıklarını sunarak GLOBAL G.A.P’nin akıllı çiftlik güvencesi çözümlerinde inovasyonun yönlendirilmesine yardımcı olur .

Sekreterliğin özel öneme sahip olduğunu söylediği alanlarda girdi sağlamak için gerektiğinde bir araya getirilirler. Farklı geçmişlere sahip çeşitli uzmanlardan oluşurlar ve geliştirme süreçleri hakkında geri bildirim sağlarken veya mevcut standartları ve eklentileri gözden geçirirken belirli bir konu etrafında toplanırlar.

Bunlar, sektörle ilgili uzmanlığa sahip herkes için açık bir forumdur ve üyelik Topluluk Üyeleriyle sınırlı değildir (her ne kadar hem üretim hem de perakende/yemek hizmeti sektöründen bir üye ve sekreteryadan bir üye her zaman dahil olsa da). Her grubun uzunluğu projenin doğasına göre belirlenir ve toplantıların sıklığı grup üyeleri tarafından belirlenir.

Diğer Komiteler

Sertifikasyon Kuruluşu Komitesi

Komite, GLOBAL G.A.P sertifikasyon sisteminin uygulanmasına ilişkin konuları görüşmek ve sertifikasyon sürecini denetlemek amacıyla yüzlerce sertifikasyon kuruluşu denetçisi tarafından gerçekleştirilen çok sayıda yıllık denetimden elde edilen bilgileri toplar.

Komite, GLOBAL G.A.P onaylı sertifikasyon kuruluşlarından gelen uzmanlardan oluşur. Sertifikasyon kuruluşu paydaşlarının çıkarları sertifikasyon sisteminde temsil edilir. Özellikle sertifikasyon sürecindeki son güncellemeler ile ilgili olarak bilgilerin verimli bir şekilde hareket etmesini sağlar. Daha sonra ilgili teknik komiteler tarafından incelenip onaylanan değişiklikleri tasarlar.

Dürüstlük Gözetim Komitesi

Dürüstlük Programı ile birlikte, paydaşların sertifikasyon sistemine olan güveninin sürdürülmesini garanti eder . Performansla ilgili sertifikasyon kuruluşu (CB) standartları ve Sekreterya dürüstlük değerlendirmeleri tarafından bildirilen düzeltici eylemlerle ilgili kararlardan sorumlu olan bağımsız bir komite olarak hareket eder.

CB dışındaki paydaşlardan oluşan ve CB’nin yetersiz performans durumlarını değerlendiren bir jüriden oluşan endüstri uzmanlarını temsil eder. Sekreterya tarafından yürütülen bütünlük raporlarını incelerler. Onaylı CB’ler tarafından yürütülen işin kalitesini izlerler ve Sekreterya tarafından uygulanabilecek yaptırımları önerirler.

Karşılaştırmalı Değerlendirme Komiteleri

Her kıyaslama başvuru süreci, değer zincirinin her halkasından bağımsız uzmanlardan oluşan bir komiteye ihtiyaç duyar . Komite, başvurunun çeşitli aşamalarını koordine etmeye ve kıyaslamalı bir şema veya kontrol listesinin nihai tanınmasını veya reddini sunmaya odaklanır.

Ulusal Teknik Çalışma Grupları

Bu gruplar, GLOBAL G.A.P standartlarını ve eklentilerini yerel düzeyde yürürlüğe koyarak sorunların ele alınmasına yardımcı olur . Yerel geçmişlere sahip Topluluk Üyeleri, uzmanlar ve ilgili paydaşlardan oluşurlar .

Bu gruplar, yasal veya yapısal komplikasyonlar nedeniyle GLOBAL G.A.P standartlarını yerel düzeyde yürütmeyle ilgili sorunları tespit eder. Yerel uygulama sorununu düzeltmek için, yerel üreticilere ve CBS’ye GLOBAL G.A.P ilkelerine ve kriterlerine göre denetim yapmada yardımcı olmak için ulusal yorumlama yönergelerini (NIG’ler) oluştururlar.

GLOBAL G.A.P Topluluk Üyeleri

Bu üyeler, sürdürülebilir tarım uygulamalarının dünya çapında benimsenmesini artırırken, standartların ve eklentilerin sürekli iyileştirilmesine yardımcı olmada ve tüm tedarik zincirini yenilemede önemli bir rol oynamaktadır.

Taklit ve Tağşişte 2024 Verileri: En Çok Duyuru Yapılan İller

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenliğini sağlama ve tüketiciyi koruma amacıyla yaptığı denetimlerin sonuçlarını ilk defa 2024 yılında kamuoyuyla paylaşmaya başlamıştır. 2024 yılında yayınlanan Taklit, Tağşiş ve Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar Listesi, gıda sektöründeki önemli sorunları bir kez daha gündeme taşıdı. Bu liste, ülke genelinde yapılan sıkı denetimlerin ve halk sağlığını tehdit eden uygulamaların kapsamını gözler önüne seriyor.

2024 Yılında İlk Üçte Yer Alan İller

2024 yılı verilerine göre, en fazla duyuru yapılan iller şu şekilde sıralandı:

  1. Aydın: 156 duyuru ile listenin zirvesinde yer aldı.
  2. İzmir: 154 duyuru ile ikinci sırada.
  3. İstanbul: 143 duyuru ile üçüncü sırada.

Bu sıralama, Aydın ve İzmir gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu illerdeki denetimlerin etkinliğini ve tespit edilen ihlallerin boyutunu ortaya koyuyor. Aynı şekilde, Türkiye’nin en büyük metropolü olan İstanbul’da gıda arz zincirinin büyüklüğü ve çeşitliliği nedeniyle denetimlerin sonuçları dikkat çekiyor.

Hangi Ürünler Taklit ve Tağşiş Riski Taşıyor?

Yapılan duyurular, birçok farklı gıda kategorisindeki ihlalleri kapsamaktadır. Bu ürünler arasında özellikle şunlar öne çıkmaktadır:

  • Zeytinyağı ve Bitkisel Yağlar: Daha ucuz yağlarla karıştırılarak kalite düşürülüyor.
  • Et ve Et Ürünleri: Farklı hayvan türlerinin eti kullanılarak hile yapılabiliyor.
  • Bal ve Süt Ürünleri: Doğal olmayan katkı maddeleri ya da şeker ilavesi tespit edilebiliyor.
  • Baharatlar: Gıda boyası ya da yabancı maddelerle taklit edilebiliyor.

Bu gibi ürünler hem ekonomik zararlar yaratmakta hem de sağlık açısından ciddi riskler taşımaktadır.

Taklit ve Tağşişin Halk Sağlığına Etkileri

Taklit ve tağşiş uygulamaları, sadece ekonomik dolandırıcılık olarak değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak da değerlendirilmektedir. Gıdalardaki hileler, alerjik reaksiyonlardan, toksik maddelere maruz kalmaya kadar birçok sağlık sorununa neden olabilir. Örneğin:

  • Alerjik Tepkiler: Etiketlenmeyen bir bileşen, alerjisi olan kişiler için ciddi risk oluşturabilir.
  • Gıda Zehirlenmeleri: Uygun olmayan koşullarda üretilen ya da saklanan ürünler, gıda zehirlenmelerine yol açabilir.
  • Uzun Vadeli Sağlık Riskleri: Tarım ilaçlarının aşırı kullanımı ya da yanlış katkı maddeleri, uzun vadeli sağlık sorunlarına neden olabilir.

Bakanlık ve Tüketiciler Ne Yapabilir?

Tarım ve Orman Bakanlığı, denetimlerini artırarak ve daha şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşarak tüketicilerin bilinçlenmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte, tüketicilere de önemli görevler düşmektedir:

  1. Etiket Bilgilerini İnceleyin: Ürünün içeriği, üretim tarihi ve üretici bilgilerini mutlaka kontrol edin.
  2. Bilinen Markaları Tercih Edin: Kalitesine güvendiğiniz markalara yönelin ve şüpheli ürünlerden uzak durun.
  3. Bakanlık Duyurularını Takip Edin: Yayınlanan listeler, güvenli tüketim için önemli bir rehberdir.
  4. Şüpheli Ürünleri Bildirin: Karşılaştığınız bir hile durumunda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın şikâyet hattını kullanarak ihbarda bulunun.

Sonuç

2024 yılı verileri, gıda güvenliği konusunda hala yapılması gereken birçok şey olduğunu gösteriyor. Ancak, Bakanlığın sıkı denetimleri ve duyuruları, sektörün daha şeffaf ve güvenilir bir hale gelmesi için önemli bir adım. Tüketiciler olarak bizler de bilinçli seçimler yaparak bu sürece katkıda bulunabiliriz.

Gıda güvenliğinin önemini her daim hatırlamalı ve hem kendi sağlığımız hem de sevdiklerimiz için doğru ürünleri tercih etmeliyiz.

El Yıkama ve Gıda Güvenliği: Temel Kurallar

Gıda güvenliği, üretim süreçlerinin her aşamasında dikkat edilmesi gereken bir önceliktir. Çapraz bulaşmayı önlemek, kontaminasyon risklerini en aza indirmek ve gıda ürünlerinin güvenilirliğini sağlamak için el yıkama ve hijyen uygulamaları hayati bir rol oynar. BRCGS Food Standardı Versiyon 9, bu konuda net ve kapsamlı bir rehber sunar. İşte el hijyeni ile ilgili önemli gereklilikler:


1. El Yıkama İstasyonları: Erişilebilirlik ve Donanım

El yıkama alanları, personelin kolayca erişebileceği stratejik konumlara yerleştirilmelidir. Bu istasyonların donanımı şu standartlara uygun olmalıdır:

  • Konumlandırma: Üretim alanlarının giriş çıkış noktalarında, tuvaletlerde ve dinlenme alanlarında yer almalıdır.
  • Donanım:
    • Sıcak su: Mikroorganizmaların etkin bir şekilde uzaklaştırılabilmesi için el yıkamada sıcak su kullanılmalıdır.
    • Sıvı sabun: Antibakteriyel özelliklere sahip olmalı, cilt dostu bir formül tercih edilmelidir.
    • Kurutma ekipmanları: Tek kullanımlık kağıt havlular veya hijyenik el kurutma makineleri.
    • El dezenfektanı: Özellikle yüksek-riskli alanlarda bulunmalıdır.

2. El Yıkama Prosedürleri: Doğru Uygulamalar

Doğru el yıkama, gıda güvenliği için ilk savunma hattıdır. BRCGS’ye göre el yıkama süreci şu adımları içermelidir:

  1. Ellerin ıslatılması: Elleri ılık su ile tamamen ıslatın.
  2. Sabun kullanımı: Avuç içleri, parmak araları, tırnak altları ve bilekleri kapsayacak şekilde en az 20 saniye boyunca ovalayın.
  3. Durulama: Elleri sabundan arındırmak için bol su kullanın.
  4. Kurutma: Temiz ve tek kullanımlık kağıt havlu ile iyice kurulayın.
  5. Dezenfekte etme (gerekirse): Elleri uygun bir el dezenfektanı ile dezenfekte edin.

3. El Hijyeninde Kritik Anlar

El hijyeni, belirli durumlarda mutlaka sağlanmalıdır. Bu durumlar şunlardır:

  • İşe başlamadan önce.
  • Tuvalet kullanımından sonra.
  • Yiyecek hazırlığı arasında ürün değişimi yapılırken.
  • Çöplerle veya kirli yüzeylerle temasın ardından.
  • Burun silme, hapşırma veya öksürme sonrası.
  • Eldiven takmadan veya değiştirmeden önce.

4. Eğitim ve Farkındalık

Çalışanların hijyenin önemini anlamaları ve uygulamaları için eğitim şarttır. BRCGS, düzenli hijyen eğitimleri yapılmasını ve bu eğitimlerin içeriğinin şunları kapsamasını önerir:

  • El yıkama teknikleri.
  • Çapraz bulaşma riskleri.
  • Hijyen uygulamalarının gıda güvenliğine katkısı.
  • Standardın gereklilikleri ve bireysel sorumluluklar.

5. Denetim ve Sürekli İyileştirme

El hijyeni uygulamalarının sürekliliğini sağlamak için aşağıdaki adımlar atılmalıdır:

  • Gözlem ve Denetim: Çalışanların el yıkama uygulamaları düzenli olarak izlenmeli, uygunsuzluklar tespit edilmelidir.
  • Kayıt Tutma: El yıkama istasyonlarının kullanımı ve bakımına dair kayıtlar düzenli tutulmalıdır.
  • Geri Bildirim ve Eğitim: Uygunsuzluk durumunda personele anlık geri bildirim verilerek iyileştirme sağlanmalıdır.

6. Eldiven Kullanımı ve El Hijyeni

Eldiven kullanımı gerekli olan durumlarda, çalışanların el hijyenine dikkat etmeleri gerektiği unutulmamalıdır. Eldivenler şu durumlarda değiştirilmelidir:

  • Her görev değişikliğinde.
  • Yırtılma veya kirlenme durumunda.
  • Farklı ürünlerle çalışmaya geçişte.

Eldiven kullanımı sırasında el hijyeninin devamlılığını sağlamak için eller yıkanmalı ve dezenfekte edilmelidir.


Sonuç

El hijyeni, BRCGS Food Standardının temel gereklilikleri arasında yer alır ve güvenli gıda üretiminin olmazsa olmazıdır. Bu standartlara uygun olarak oluşturulan hijyen politikaları, çalışanların bireysel sorumlulukları ve şirketin sürekli iyileştirme çabalarıyla desteklenmelidir.

Siz de işletmenizde BRCGS’nin el hijyeni gerekliliklerini uygulayarak gıda güvenliğinde fark yaratabilirsiniz!

Türk Gıda Kodeksi’nde Pestisit Limitleri Değişiklikleri

TÜRK GIDA KODEKSİ PESTİSİTLERİN MAKSİMUM KALINTI LİMİTLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK YAYINLANDI.

Türk Gıda Kodeksi kapsamında pestisitlerin maksimum kalıntı limitlerine (MRL) ilişkin yönetmelikte yapılan değişiklikler, 2025 yılının başında Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu değişiklikler, hem gıda güvenliğini artırmak hem de uluslararası standartlarla uyumu sağlamak amacıyla gerçekleştirildi.

Yönetmelikteki Önemli Değişiklikler
Yapılan düzenlemeler iki ana başlık altında toplandı:

  1. Yeni Limitlerin Eklenmesi
    Yönetmelikte, daha önce belirlenmemiş bazı pestisit aktif maddeleri için maksimum kalıntı limitleri tanımlandı. Bu yeni limitler, Avrupa Birliği (AB) mevzuatlarıyla uyumlu olacak şekilde belirlendi. Böylece, ithalat ve ihracatta karşılaşılan uyum sorunlarının azaltılması hedefleniyor.
  2. Var Olan Limitlerin Güncellenmesi
    Önceden belirlenmiş bazı pestisitlerin MRL değerlerinde revizyon yapıldı. Bu revizyonlar, ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara dayanarak gerçekleştirildi. Yeni değerler, daha düşük sınırlarla halk sağlığını koruma hedefi doğrultusunda güncellendi.

Değişikliklerin Sektöre Etkisi
Yönetmelikte yapılan değişiklikler, hem üreticiler hem de tüketiciler açısından önemli sonuçlar doğuruyor:

  • Üreticiler İçin: Gıda üreticileri, tarım ilaçlarının kullanımında yeni limitlere uyum sağlamak için süreçlerini gözden geçirmeli ve gerektiğinde pestisit uygulamalarını optimize etmelidir. Ayrıca, analiz ve kalite kontrol süreçlerinin bu yeni düzenlemeler doğrultusunda güncellenmesi gerekecek.
  • Tüketiciler İçin: Güncellenen limitler, tüketicilerin daha güvenli gıdalara ulaşmasını sağlayacak ve halk sağlığını koruma altına alacaktır.

Güncel Yönetmelik Hakkında Daha Fazla Bilgi
Yönetmelikte yapılan değişikliklere dair detaylı bilgilere Resmî Gazete’nin ilgili sayısından veya Türk Gıda Kodeksi resmi web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sonuç
Türk Gıda Kodeksi’nde yapılan bu düzenlemeler, hem gıda güvenliğini artırmayı hem de Türkiye’nin uluslararası standartlara uyumunu sağlamayı hedefliyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren tüm paydaşların, yeni düzenlemelere hızlıca adapte olması büyük önem taşıyor.

Zone Belirleme: Gıda Güvenliğinde Kritik Adım

Çevresel izleme programlarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için tesislerin risk bölgelerine (zone) ayrılması kritik bir adımdır. Zone belirleme, gıda üretim alanındaki farklı bölgelerin kontaminasyon risk seviyelerine göre sınıflandırılması ve her bir bölgeye özgü kontrol önlemlerinin tanımlanmasını sağlar.


Zone Nedir ve Neden Önemlidir?

Zone, bir üretim tesisinde kontaminasyon riskinin derecesine bağlı olarak ayrılan alanları ifade eder. Risk değerlendirmesi, bu bölgelere özgü izleme ve temizlik prosedürlerini geliştirmek için temel teşkil eder. Zone belirlemenin temel avantajları şunlardır:

  1. Hedefe Yönelik Hijyen Uygulamaları: Her bölgeye özel hijyen prosedürleri uygulanarak risk minimize edilir.
  2. Kaynakların Etkin Kullanımı: Daha yüksek riskli alanlara yoğunlaşarak izleme ve temizlik süreçlerinde verimlilik sağlanır.
  3. Gıda Güvenliğinin Güçlendirilmesi: Zone belirleme, kontaminasyonun kritik alanlardan daha düşük riskli bölgelere yayılmasını önler.

Zone Sınıflandırması

BRCGS Gıda Güvenliği Standardı’na göre, üretim tesisindeki bölgeler dört ana kategoriye ayrılır:

  1. Zone 1 – Doğrudan Gıda Temas Alanları
    Gıda ile doğrudan temas eden yüzeylerdir (örneğin, kesme tahtaları, dolum makineleri). Bu alanlarda sıkı hijyen ve izleme gereklidir.
    Örnek İzleme Yöntemleri: Yüzey swabları, Listeria ve Salmonella testleri.
  2. Zone 2 – Dolaylı Gıda Temas Alanları
    Gıda temas yüzeylerine yakın bölgeler (örneğin, ekipman çerçeveleri, konveyör bantları). Bu alanlardan kaynaklanabilecek çapraz kontaminasyon riskine dikkat edilmelidir.
    Örnek İzleme Yöntemleri: Hijyen indikatör organizma testleri (ör. Enterobacteriaceae).
  3. Zone 3 – Üretim Alanı Çevresi
    Gıda üretim alanı dışında, ancak üretim sürecini etkileyebilecek alanlardır (örneğin, koridorlar ve depolar).
    Örnek İzleme Yöntemleri: Hava kalitesi testleri, toz ve partikül analizleri.
  4. Zone 4 – Dış Çevre
    Tesisin dışında yer alan, doğrudan gıda üretim sürecine dahil olmayan alanlardır (örneğin, yükleme alanları). Bu alanlarda daha düşük izleme sıklığı yeterli olabilir.
    Örnek İzleme Yöntemleri: Genel temizlik değerlendirmeleri ve hava örnekleme.

Zone Belirleme Sürecinde İzlenecek Adımlar

  1. Risk Analizi
    Tesisin her bir bölgesi için potansiyel kontaminasyon kaynakları ve taşıyıcıları belirlenmelidir. HACCP planı bu analiz için rehber olabilir.
  2. Site Planı Hazırlama
    Tesisin detaylı bir haritası oluşturularak, tüm zone’lar ve kritik kontrol noktaları (örneğin, drenler, hava üniteleri, el yıkama istasyonları) işaretlenmelidir.
  3. Test Frekansı ve Hedef Organizma Belirleme
    Her zone için test sıklığı ve izlenecek mikroorganizmalar belirlenmelidir. Örneğin, Zone 1 için daha sık test yapılırken, Zone 4 için daha seyrek izleme yeterli olabilir.
  4. Kontrol Önlemleri ve Eğitim
    Çalışanlar, zone’lar arası hareket ederken kontaminasyonu önlemek için eğitilmeli ve gerekli koruyucu ekipmanlar (ör. eldiven, ayakkabı örtüsü) sağlanmalıdır.

Sonuç

Zone belirleme, çevresel izleme programının yapı taşıdır. Tesisin doğru bir şekilde bölgelere ayrılması, kaynakların etkin kullanımını ve gıda güvenliğinin korunmasını sağlar. Zone’ların düzenli olarak gözden geçirilmesi ve gerekirse revize edilmesi, programın güncelliğini koruması açısından önemlidir.

Blogunuzda, bu temel yaklaşımı vurgulamak, okuyucularınıza hijyen yönetimi konusunda değerli bir perspektif sunacaktır.

Çevresel İzleme: Gıda Güvenliği için Kritik Bir Adım

Çevresel izleme, bir üretim tesisinin hijyen uygulamalarının etkinliğini değerlendirmek ve mikrobiyolojik veya alerjen kontaminasyon risklerini önlemek için vazgeçilmezdir. Özellikle gıda üretiminde, çevresel izleme programları ürün kalitesinin korunması ve yasal standartlara uygunluğun sağlanmasında önemli bir rol oynar.


Çevresel İzleme Nedir?

Çevresel izleme, bir tesisin kritik bölgelerinde (örneğin, hava kalitesi, drenaj sistemleri, üretim hatları ve atık yönetimi) düzenli ölçümler yaparak olası kontaminasyonları önlemeyi hedefler. Örneğin, havadaki toz ve aerosoller bakteriler ve alerjen partikülleri taşıyabilir, bu da çapraz kontaminasyon riskini artırır. Bu tür riskleri önlemek için hava kalitesi testleri yapılmalı ve hava yönetim sistemleri düzenli olarak temizlenmelidir.


Çevresel İzleme Programının Temel Unsurları

BRCGS Gıda Güvenliği Standardı’na uygun bir Çevresel izleme, aşağıdaki unsurları içermelidir:

  1. Numune Alma Protokolleri: Risk analizi ile belirlenen alanlarda düzenli numune alma ve test uygulamaları.
  2. Hedef Organizmalara Odaklanma: Listeria, Salmonella ve küf/maya gibi patojenlerin yanı sıra, hijyen indikatör organizmaları (ör. koliformlar) izlenmelidir.
  3. Kontrol Limitleri ve Düzeltici Faaliyetler: Tespit edilen olumsuz sonuçlar için hemen düzeltici önlemler alınmalıdır.
  4. Kayıt ve Değerlendirme: Test sonuçlarının düzenli olarak kaydedilmesi ve analiz edilmesi, eğilimlerin izlenmesini sağlar.

Hangi Alanlar Dahil Edilmelidir?

Çevresel izleme kapsamına alınması gereken alanlar:

  • Drenaj Sistemleri ve Zeminler: Drenlerin düzenli temizliği ve uygun eğime sahip olması gerekir.
  • Hava Yönetim Sistemleri: Bakteri, spor ve küflerin oluşumunu engellemek için hava filtreleri kontrol edilmelidir.
  • Personel ve Hijyen Ekipmanları: Çalışanlar, gıda güvenliği prosedürlerine uygun hareket etmeli ve düzenli eğitimler almalıdır.
  • Atık Yönetimi: Yüksek riskli alanlardan düşük riskli alanlara geçiş sırasında çapraz kontaminasyonun önlenmesi gerekir.

Uygulama

Çevresel izleme sürecinde kullanılan yöntemler arasında yüzey swabları, ATP hızlı testleri ve agar plakaları bulunur. Ayrıca aşağıdaki uygulamalar önemlidir:

  • Risk Değerlendirmesi: Tesis içindeki tüm potansiyel kaynakların ve taşıyıcıların değerlendirilmesi.
  • Düzeltici Faaliyetler: Pozitif sonuçlarda alanın yeniden temizlenmesi, prosedürlerin gözden geçirilmesi ve personelin yeniden eğitilmesi.

Çevresel İzlemenin Önemi

Çevresel izleme, yalnızca yasal gerekliliklere uyumu değil, aynı zamanda tüketici güvenini artırmayı ve marka itibarını korumayı sağlar. Düzenli izleme sayesinde, kontaminasyon riskleri belirlenir ve önleyici adımlar zamanında atılabilir.

Gıda güvenliği konularına dair daha fazla bilgi için blog sayfamızda kalmaya devam edin!

Üst Yönetim Taahhüdü: Gıda Güvenliği İçin Neden Önemli?

Gıda güvenliği standartlarının uygulanmasında başarının temel taşı, kuruluşun üst yönetiminden başlar. BRCGS Food Standardı Versiyon 9’da “Üst Yönetim Taahhüdü,” etkin bir gıda güvenliği ve kalite yönetim sisteminin oluşturulması ve sürdürülebilmesi için kritik bir ön koşul olarak tanımlanmıştır. Bu yazımızda, bu gerekliliğin detaylarına ve işletmelere sağladığı faydalara değineceğiz.

Üst Yönetim Taahhüdü Neden Önemlidir?

Gıda güvenliği, yalnızca teknik bir süreç değil, aynı zamanda kuruluşun genel kültürüne entegre edilmesi gereken bir sorumluluktur. Bu kapsamda, üst yönetimin liderliği ve kararlılığı, çalışanlar arasında bir güvenlik kültürü oluşturmak için vazgeçilmezdir. Bu taahhüt:

  1. Gıda Güvenliği Kültürünü Güçlendirir: Açık bir liderlik, gıda güvenliğini her düzeyde öncelikli hale getirir.
  2. Sürekli İyileştirme Sağlar: Gıda güvenliği süreçlerinin düzenli olarak değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi için zemin hazırlar.
  3. Hedefler ve Performans İzleme: Somut hedefler belirleyerek kuruluş genelinde odaklanmayı sağlar.

BRCGS Standardında Üst Yönetimden Beklenenler

Standart, kuruluşun üst yönetiminden şu gereklilikleri yerine getirmesini bekler:

  • Politika Belirleme: Tesis, belirtilen kalitede güvenli, yasal ve özgün ürünler üretme yükümlülüğünü açıklayan bir politikaya sahip olmalıdır. Bu politika, üst yönetim tarafından imzalanmalı ve tüm çalışanlara iletilmelidir.
  • Gıda Güvenliği Kültür Planı: Ürün güvenliğini geliştirmek için faaliyetler planlanmalı ve yılda en az bir kez gözden geçirilmelidir.
  • Hedef Belirleme ve İzleme: Açık başarı kriterleri ile dokümante edilmiş hedefler belirlenmeli, üç aylık raporlarla izlenmelidir.
  • Yönetim Gözden Geçirme Toplantıları: En az yılda bir kez, hedeflerin değerlendirilmesi ve performansın gözden geçirilmesi için toplantılar düzenlenmelidir.
  • Kaynakların Sağlanması: Gerekli iş gücü ve finansal kaynakların sağlanması, gıda güvenliği sistemlerinin etkin şekilde uygulanmasını garanti eder.

İşletmeler İçin Pratik Adımlar

  1. Eğitim ve İletişim: Çalışanları gıda güvenliği politikaları hakkında düzenli olarak bilgilendirin ve eğitin.
  2. Kayıt Tutma: Tüm faaliyetlerin kayıtlarını tutarak, sürekli iyileştirme sürecini belgeleyin.
  3. Gizli Bildirim Sistemleri: Çalışanların güvenlik kaygılarını anonim olarak raporlayabileceği sistemler kurun.

Sonuç

BRCGS Food Standardı’nın “Üst Yönetim Taahhüdü” maddesi, işletmeler için sadece bir gereklilik değil, aynı zamanda rekabet avantajı yaratabilecek stratejik bir adımdır. Üst yönetimin aktif katılımı ve liderliği, gıda güvenliği yönetim sistemlerinin etkinliğini artırırken, müşteri güvenini de pekiştirir.

Unutmayın, güvenli gıdanın yolu liderlikten geçer!

IFS Food Nedir?

IFS Food (International Featured Standards Food), gıda sektöründe güvenlik ve kaliteyi ön planda tutan uluslararası bir sertifikasyon standardıdır. Gıda üreticileri ve işleyicileri için geliştirilen bu standart, işletmelerin tüketici sağlığını koruma ve ürün güvenliğini sağlama konusundaki yetkinliğini belgelemesine olanak tanır.


IFS Food’un Temel Özellikleri

  1. Amaçları:
    • Gıda güvenliğini ve kalitesini sağlamak,
    • Tüketici memnuniyetini artırmak,
    • Yasal düzenlemelere uyumu belgelemek.
  2. Kimin İçin Geliştirildi?
    • Gıda üreticileri,
    • Özel markalı ürün tedarikçileri,
    • Gıda işleme tesisleri.
  3. Kapsam: IFS Food, üretimden depolamaya kadar gıda zincirinin şu aşamalarını kapsar:
    • Üretim ve işleme,
    • Ambalajlama,
    • Depolama ve dağıtım.

IFS Food’un Şartları Nelerdir?

IFS Food sertifikasyonunu almak için işletmelerin aşağıdaki gereklilikleri yerine getirmesi gerekir:

  • HACCP Prensipleri: Risklerin analiz edilmesi ve kontrol altına alınması,
  • Üst Yönetim Taahhüdü: Yönetimin kalite ve güvenlik konusunda liderliği,
  • Altyapı Uygunluğu: Tesislerin hijyen ve üretim standartlarına uygunluğu,
  • İzlenebilirlik: Tedarik zincirinin her aşamasında ürün takibi.

IFS Food Sertifikasyonu Kimler İçin Önemlidir?

IFS Food, özellikle uluslararası müşteri ağına sahip olan veya büyük perakende zincirlerine ürün tedarik eden işletmeler için gereklidir. Avrupa’da Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde yaygın olarak talep edilmektedir.


IFS Food’un Sağladığı Avantajlar

  1. Rekabet Avantajı: Uluslararası pazarda daha güvenilir bir marka algısı oluşturur.
  2. Müşteri Güveni: Ürünlerin güvenilir ve kaliteli olduğunu belgeleyerek müşteri memnuniyetini artırır.
  3. Risk Yönetimi: Üretim süreçlerinde olası hataları önceden tespit eder.
  4. Şeffaflık: Tedarikçilerle daha etkili ve güvenilir bir iş birliği sağlar.

IFS Food sertifikasyonu, gıda işletmelerinin uluslararası standartlarda hizmet sunmasını sağlayarak hem ticari başarıyı artırır hem de tüketici sağlığını önceliklendiren bir yapı oluşturur. Siz de işletmenizde bu standardı uygulayarak hem müşterilerinizin hem de iş ortaklarınızın güvenini kazanabilirsiniz.

BRCGS Nedir? Gıda Güvenliğinde Altın Standart

Gıda sektörü, tüketici güvenini sağlamak ve ürünlerin güvenliğini garanti etmek için sıkı düzenlemelere ve standartlara ihtiyaç duyar. İşte tam bu noktada BRCGS (British Retail Consortium Global Standards), sektörde güvenilir ve uluslararası geçerliliği olan bir kalite yönetim standardı olarak öne çıkar.

BRCGS Nedir?

1996 yılında İngiltere’de perakende sektörü için geliştirilmiş olan BRCGS, gıda üretimi, depolama ve dağıtım süreçlerini kapsayan bir dizi küresel standarttan oluşur. Gıda güvenliği ve kalite yönetimi sistemlerini kurarken şirketlerin uyuması gereken kriterleri detaylı bir şekilde tanımlar.

BRCGS, yalnızca üreticilere değil, aynı zamanda ambalaj malzemesi sağlayıcılarına, lojistik firmalarına ve depolama şirketlerine yönelik standartları da içerir.

Neden BRCGS Önemlidir?

  1. Tüketici Güveni Sağlar: BRCGS sertifikası, bir ürünün güvenli olduğunu ve uluslararası standartlara uygun şekilde üretildiğini gösterir.
  2. Uluslararası Geçerlilik: Dünyanın dört bir yanında kabul gören bu standart, ihracat yapmak isteyen firmalar için önemli bir avantajdır.
  3. Risk Yönetimini Güçlendirir: Proaktif bir yaklaşımla gıda güvenliği risklerini en aza indirir.
  4. Marka İtibarını Artırır: Sertifika, markanın kaliteye verdiği önemin bir göstergesidir.

BRCGS Gıda Güvenliği Standardının Temel İlkeleri

  1. Güvenli Ürün Üretimi: Hammadde tedarikinden nihai ürünün müşteriye ulaşmasına kadar tüm süreçlerde gıda güvenliğini sağlamak.
  2. HACCP Temelli Yaklaşım: Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları (HACCP) sisteminin etkin bir şekilde uygulanması.
  3. Kalite Yönetim Sistemi: ISO 9001’e paralel bir şekilde etkili bir kalite yönetim sistemi kurma ve sürekliliğini sağlama.
  4. Tesis Standartları: Tesislerin hijyen, düzen ve altyapı koşullarının iyileştirilmesi.
  5. Personel Eğitim ve Farkındalık: Çalışanların gıda güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi.

BRCGS Sertifikasyonu Nasıl Alınır?

  1. Ön Değerlendirme: Şirketin mevcut durumunun BRCGS kriterlerine uygunluğu analiz edilir.
  2. Sistem Kurulumu: Gerekli prosedürler, kayıtlar ve uygulamalar oluşturulur.
  3. Denetim: Bağımsız bir belgelendirme kuruluşu tarafından denetim gerçekleştirilir.
  4. Sertifikalandırma: Başarılı bir denetim sonrası şirket, BRCGS sertifikası almaya hak kazanır.

Kimler BRCGS Sertifikası Almalı?

  • Gıda üreticileri
  • Ambalaj malzemesi üreticileri
  • Lojistik ve depolama hizmeti sağlayıcıları
  • Perakende zincirleri için ürün tedarik eden firmalar

BRCGS ve Gıda Güvenliğinde Gelecek

BRCGS, sektördeki yenilikleri ve değişen tüketici beklentilerini yakından takip ederek sürekli güncellenir. Bu da firmaların rekabet gücünü artırmak ve küresel pazarda yer almak için BRCGS’yi benimsemesini gerekli kılar.

Sonuç

BRCGS, gıda güvenliğini sağlamak isteyen firmalar için bir zorunluluktan çok, bir yol haritasıdır. Standartları uygulamak, yalnızca yasal gereklilikleri karşılamakla kalmaz, aynı zamanda şirketlerin marka değerini artırmasına ve sektörde liderlik pozisyonuna yükselmesine yardımcı olur.

Gıda güvenliği konusundaki bu standartla ilgili daha fazla bilgi almak ve işletmenizi nasıl geliştirebileceğinizi öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.