3-MCPD ve Glycidyl Esters: Gıda Güvenliğinde Riskler

Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) tarafından yayımlanan güncel bildirimlere göre, Türkiye orijinli bir atıştırmalık ürün, 3-MCPD ve Glycidyl Esters limitlerinin üzerinde olduğu tespit edildiği için satış yasağına tabi tutulmuştur. Bu durum, Avrupa’daki mevcut mevzuat çerçevesinde alınan bir karar olup, Avrupa Birliği’nin tüketici sağlığını koruma konusundaki hassasiyetini yansıtmaktadır.

Ancak, Türkiye’de Bulaşanlar Yönetmeliği gereği, bu limitler ancak 31 Aralık 2025 tarihi itibaryla yürülüğe girecektir. Yani, şu an için Türkiye’deki mevzuata göre bu değerler ihlal teşik etmezken, Avrupa Birliği’nde geçerli olan daha sıkı limitler, bu ürünlerin piyasaya sunulmasını engellemektedir.

Bu bildirim, özellikle ihracat yapan firmalar açısından kritik bir sorun oluşturmakta ve global pazar için üretim yapan şirketlerin mevzuat farklılıklarını dikkatle takip etmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.


Gıda Güvenliği Standartlarında Global Uyumun Önemi

Bu noktada, güncel gıda güvenliği standartlarının vurguladığı önemli bir prensip devreye girmektedir. Örneğin, BRCGS Food Safety Standardı‘nın 1.1.8 maddesi, şu ifadeyi açık bir şekilde belirtir: “Ürünün üretildiği ülkenin mevzuatı kadar, ihraç edildiği ülkenin mevzuatına da uyulmalıdır.” Bu madde, özellikle uluslararası ticaret yapan gıda işletmeleri için büyük önem taşır ve global mevzuat farkındalığının gerekliliğini ortaya koyar.

3-MCPD ve Glycidyl Esters Nedir?
3-MCPD (3-Monochloropropane-1,2-diol) ve Glycidyl esters, gıdalarda bulunabilen potansiyel toksik maddelerdir ve genellikle bitkisel yağ işleme süreçlerinde oluşur. Bu bileşiklerin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği için, dünya genelindeki mevzuatlarda bu maddelerin belirli limitler içerisinde olması gerekliliği bulunmaktadır.

Avrupa Birliği, bu maddelere ilişkin limitleri sıkı bir şekilde uygulayarak tüketicileri korumayı amaçlamaktadır. Ancak bu limitlerin farklı ülkelerde değişiklik göstermesi, ihracatçı firmalar için büyük bir uyum zorluğu yaratmaktadır.

3-MCPD ve Glycidyl Esters


Türkiye ile Avrupa Birliği Limitleri Arasındaki Uyum Sorunları

Son dönemde, Türkiye ile Avrupa Birliği’nin bulaşanlar için belirlediği limitler arasında uyum sorununun daha sık gündeme geldiği görülmektedir. Türkiye’de mevcut mevzuata uygun üretilen bazı ürünlerin, Avrupa Birliği’nde limit aşımı nedeniyle reddedildiği vakalar artış göstermiştir. Bu durum, hem üreticiler hem de ihracatçılar açısından ciddi bir risk faktörü oluşturmaktadır.

Örnek Olaylar:

  • Son beş yılda, Türkiye orijinli atıştırmalık ürünlerde 3-MCPD ve Glycidyl esters nedeniyle Avrupa’da reddedilen ürün oranı %20 artış göstermiştir.
  • Mevzuat farklılıkları nedeniyle 2024 yılında 100’den fazla bildirim RASFF tarafından kayıt altına alınmıştır.

Bu rakamlar, uluslararası ticarette mevzuat uyumunun kritik önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.


Gıda İşletmeleri Ne Yapmalı?

Bu gibi sorunların önüe geçmek için gıda işletmelerinin:

  1. Mevzuat Farkındalığını Artırması:
    Gıda işletmeleri, hem yerel hem de hedef pazar mevzuatına hakim olmalı ve bu mevzuatlardaki değişiklikleri yakından takip etmelidir.
  2. Üretim Süreçlerini Global Standartlara Uygun Hale Getirmesi:
    Üretim esnasında kullanılan hammaddelerin kontrolü, işleme teknikleri ve son ürün analizleri uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmelidir.
  3. BRCGS ve Benzeri Standartlara Uyumun Sağlanması:
    Gıda güvenliği standartları, şirketlerin hem çalışma prensiplerini hem de tüketiciye verdikleri güveni artıracak etkili bir çerçeve sunar.
  4. Risk Analizlerinin Etkin Hale Getirilmesi:
    Güncel laboratuvar analizleri ve hammaddelerin izlenebilirliği, risklerin minimize edilmesinde önemli bir rol oynar.
  5. Tüketici Sağlığını Önceliklendirmesi:
    Tüketici güveninin kazanılması, pazar payını korumanın ve büyütmenin temelidir.

Sonuç

Global pazarda faaliyet gösteren işletmeler için mevzuat uyumu kritik bir öneme sahiptir. Üretimde gıda güvenliği standartlarını benimsemek, sadece tüketici sağlığını korumakla kalmaz, aynı zamanda firmanızın itibarını ve pazar payını artırmanızı sağlar. Bu nedenle, hem yerel hem de uluslararası standartlara uygun bir sistem kurarak sürekli iyileşmeyi hedeflemek şarttır.

Yorum bırakın